Katlanan Çeşitlilik

GÜZİN ÖZTOK

Mukavvadan üretilen Kalahari, Antarktika ve Design Turkey 2014’te En İyi Tasarım Ödülü alan aydınlatma ünitesi Meke’yi tasarımcısı Mete Mordağ ile konuştuk.

Güzin Öztok: Kartonworks ile çalışmaya nasıl başladınız?
Mete Mordağ: Boğaziçi Üniversitesi’nde endüstriyel tasarımda estetik ve mühendisliğin buluşması konulu bir seminer veriyordum. Oradaki konuşmacılar arasında Onur Kuru ve Ömer Faruk Kahya vardı. Onların Teknik Mukavva isimli bir firması var. Firmalara karton ambalaj konusunda destek veriyorlar. Özellikle mobilya sektörüyle çalışıyorlar. Ömer, kartonu iyi tanıyoruz, nasıl farklı katma değer üretebiliriz dedi. Güzel ve çevreci bir proje olduğu için onlarla çalışmak istedim. Geçtiğimiz iki yılda Kalahari, Antarktika ve Meke’yi ürettik.

GÖ: Şu anda başka ürün tasarlıyor musunuz Kartonworks için?
MM: Evet henüz ismi olmayan bir masa tasarımı üzerine çalışıyorum.

GÖ: Mukavva ile çalışmak nasıl, zorlukları ve kolaylıklarından bahseder misiniz?
MM: Mukavva, genellikle altı milimetre kalınlığındaki düşük kaliteli malzemedir. Öte yandan çok yüksek kaliteli mukavvalar var, 2 mm, 4 mm, 6 mm ve 12 mm kalınlığında olabiliyor. Mukavvanın çok büyük yararları var; birincisi katlanabiliyor, yani kalıp yatırımı yapılmasına gerek yok. Örneğin plastik ürünlerin her birinin ayrı bir kalıbı var. Ayrıca başka malzemelerin üretim sonrasında yeniden gözden geçirilmesi de ciddi yatırım gerektiriyor. Kartonsa herhangi bir kalıba ihtiyaç duymuyor. Sadece ufak maketlerle çalışabiliyorsunuz. Lojistik anlamda da çok büyük artılar var. İstediğiniz kadar ürünü üst üste koyarak bir yerden bir yere kolayca taşıyabiliyorsunuz. Üzerine istediğimiz deseni basabiliyoruz. Malzemenin yıllar geçmesine rağmen eskime gibi bir özelliği yok. Bazı ürünleri akrilik siyah boya ile boyuyoruz ve akrilik su geçirmeyen bir malzeme olduğu için üzerine sıvı dökülse de şişmiyor, silinebiliyor.

GÖ: Peki bunların üretimi nasıl gerçekleşiyor?
MM: Bir tane karton plakası bir bıçak vuruyor ve ürünün katlanmadan önceki halini ortaya çıkarıyor. Zaten sürecin en eğlenceli kısmını da bu oluşturuyor. Her ürünün katlanmadan önceki halleri çok iyi. Taşıma kapasiteleri de çok yüksek. Mesela Kalahari’nin taşıma kapasitesi 280 kilogram. Ana gövde dört milimetre yüksek kalite mukavvadan oluşuyor. İçindeki tarak, parçaları bir arada tutuyor ve o parçayı üzerine katlayıp yapıştırdığınızda ürün ortaya çıkıyor. Hiçbir ürün bir kilogram ağırlığını geçmiyor

GÖ: Yani bir bağlantı detayı yok mu?
MM: Hayır hiç bir şey yok.

GÖ: Peki bu ürünler nerelerde kullanılıyor?
MM: Şu anda Karaköy sahilde bir iki tane kafede kullanılıyor, özellikle Antarktika kitaplıklar. Kendi ofisimizde kullanıyoruz. Kitaplığın güzel yanı aslında tek modül olması. Bu şekilde modülleri istediğiniz kadar çoğaltabiliyorsunuz. Karaköy’deki kafelerden birinin duvarını tamamen Antarktika ile kaplıyoruz. Antarktika’yı ya da kartonla üretilen bir başka ürünü istediğiniz renk ve desenle kaplamak da oldukça önemli bir özellik.

fotoğraflar: mordağ tasarım
antarktika
meke
kalahari

GÖ: Peki modüller ne şekilde çoğaltılabiliyor?
MM: Bir alüminyum T profille ürünleri bir araya getiriyoruz. Sağa ve sola doğru çoğaltabiliyoruz. Her bir raf 20-30 kilogram arası ağırlık taşıyabiliyor. Örneğin sandalye 280 kilograma kadar ağırlık taşıyabiliyor. Ofisimizde içinde LED bulunan lambayı bir buçuk senedir kullanıyoruz. Eski modelde üzerine bastığımızda aşağı doğru göçme durumu yeni modellerde yok.

GÖ: Bu ürünleri çocukların olduğu mekanlarda da kullanmak eğlenceli olabilir.
MM: Evet zaten Meke’nin çizimlerini hep çocuk odasında yaptık, çocuk üzerine düşse de hiçbir şey olmayacak şekilde tasarladık, yani ürünler çok hafif.

GÖ: Çocuklar bu ürünleri boyamak da isteyebilir.
MM: Aslında anaokullarında kullanılabilir.

GÖ: Kitaplık modülleri de Lego oyunu gibi düşünülebilir.
MM: Evet, ortasındaki iki modül çıkarıldığında oyun elemanı olur.

GÖ: Bugün mukavva kullanmak kullanıcıya ve üreticiye ne söylüyor?
MM: Tasarımın yapması gereken en önemli şey herhangi bir işlevi olabildiğince çevreci bir yaklaşımla az malzemeyle ve ucuza çözmek olmalı. O yüzden kartonla üretmek iyi bir tasarım yaklaşımı. Çünkü bir tabureyi, aydınlatma ürününü ya da bir kitaplığı mevcut olan en çevreci, en hafif, en ucuz şeyle yani kağıtla çözüyorsunuz. Onun bir alt basamağı ürünün olmaması.

GÖ: Peki karton geri dönüştürülmüş malzemeden mi üretildi?
MM: Hayır, yüksek kalite mukavva. Geri dönüştürülmüş malzemeyle aynı şeyi çıkartabilirsiniz ama yüzey kalitesini yakalayamazsınız. Örneğin bir müzik festivali için 300 tane tabure siparişi verdiler. Onu geri dönüştürülmüş mukavvadan üretebilirsiniz çünkü konserden sonra çöp olacak tabureler. Ama eve satın alacağım ürünün yüzeyinin pırıl pırıl olmasını tercih ederim.

GÖ: Bu durumda her birinin çevrecilik değeri farklı oluyor.
MM: Evet ama her birini yüksek kalitede ya da ikinci kalitede mukavvayla karşılaştırdığınızda çok iyi bir noktadasınız. Ne yaparsanız yapın dünyaya çöp üretiyorsunuz. Bu o anlamda çok etik bir proje. Kullanıcının ürünü birleştirmesi de önemli. Ürünün hedef kitlesi gençler, üniversiteler, yatılı üniversiteler, öğrenci yurtları. İkincil olarak fuarlar ve konserler. Fuar, dünyanın en korkunç tüketim etkinliklerinden birisidir. Bir günde yüzlerce firma koskoca yapıları kurar ve ertesi gün onların hepsi çöptür. Yapım şirketleriyle kurduğunuz ürünleri gelip alacaksınız diye anlaşırlar. Plastik sandalyeler, metal yapılar çöpe atılır. Aklımızdaki şeylerden biri mukavvadan modüler bir fuar standı yapmak. Yine atılır ama ikna edici olur. Bir de yurtdışındaki diğer firmalarda iki farklı üretim şekli var. Birincisi Kalahari lambasındaki her bir parçanın farklı kesilmesi gibi biraz daha farklı kesip yan yana yapıştırıyorlar. Aynı şeyi yapıyor ama gereksiz bir şekilde fazla kağıt kullanıyorsunuz. Çünkü katlamak yerine yapıştırıyorsunuz. Her bir kartonu mükemmel bir şekilde yapıştırıp kullanıcıya hazır hale getirmek zor bir şey.

GÖ: Yapıştırılarak üretildiğinde o ürün daha sabit olmalı, aksine, Kalahari mesela sökülüp takılabiliyor.
MM: Evet o modüler olabilir ama bu değil. Tamamen katlama yöntemiyle kullancıya yaptırılıyor. Üzerinde hiç yapıştırma detayları yok. Kartonworks’ün her bir ürün isminin çöl ismi olması fikri çok güzel ayrıca. Çöller aslında en etkileyici ortamlardan biri. Çölde o kadar farklı çeşitlilikte hayvan yaşayabiliyor ki… Kartonla da aynı şeyi yapıyorsunuz aslında. Bir aydınlatmayı, tabureyi ya da kitaplığı en az fiyat ve malzemeyle çözmeye çalışıyorsunuz. Dünyanın en büyük çöllerinden biri olmasına ve “büyük susuzluk” anlamına gelen ismine rağmen yaşam verdiği inanılmaz çeşitliliğiyle dünyanın en çelişik habitatlarından biridir Kalahari. İyi tasarımın azla ne kadar çoğu başarmak istediğine dair bu isim üzerinden gönderme yapılmak istenmiştir diye bir giriş vardı metinde. Kalahari sehpa da 1.75 kilogram ağırlığı ve 280 kilogram ağırlık taşıma kapasitesiyle üstün bir mukavamet / ağırlık oranına sahip. Ürünlerin hepsi dört ve altı mm kartonla üretildi. Yeni ürünümüz masa için de bu geçerli. Biri dar ayaklı biri geniş ayaklı olmak üzere yanına bir de sehpa gelecek. Bunlardan bir tane katlanarak üretilen tabure grubu da yapmayı planlıyoruz. Farklı malzemelere kıyasla karton gerçekten çok keyifli. Bir yandan çok fazla ekipman ve teknolojik ürün tasarımıyla uğraşıyorum, diğer taraftan da kartonla. İkisi de çok ayrı süreçler. Teknolojik ürünlerin süreçleri daha stresli ve uzun. Kartonun öyle değil, karton çevreci ve proje süreci barışçıl gerçekten.

Etiketler:

İlgili İçerikler: