Eğrisel Kütlelerin Bütünlüğü

HÜLYA ERTAŞ

Mutlu Çilingiroğlu tarafından tasarlanan Küçükçekmece Belediyesi Yeni Hizmet Binası, bugüne dek daha çok ekolojik özellikleriyle öne çıktı. Mimarı Mutlu Bey ile bina kütlesinin bürokratik işlemlerle ilgisinden uzun vadede kullanımında ne kadar bozulabileceğine uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Hülya Ertaş: Küçükçekmece Belediyesi'nin hizmet binasının projesi size nasıl geldi?
Mutlu Çilingiroğlu: Ne siyasi bir grupla, ne kulüple ne de benzer bir yapıyla ilişkim var. Bu dönemde gayriihtiyari herkesin kendi taraftarına yardımcı olduğuna dair bir yargı var ama benim bu işi almam tamamen tesadüfler sonucu oldu. Daha evvel iş yapmış olduğum birisi Küçükçekmece Belediyesi fen işlerinin mimar arayışında olduğunu duyarak beni o birimin müdürü ile tanıştırdı. Kamusal binaların zorlukları olduğunu düşünüyordum. Öte yandan son zamanlarda ofislerde sadece konut projesi yoğunluğu var. Hiç kamusal bina çalışmamış olmam ve konut projelerinden uzaklaşma isteğim benim açımdan belediyenin projesini enteresan kıldı. Yani başka bir çalışma konusuna odaklanmayı mesleki bir ihtiyaç olarak değerlendirdim. Ardından belediye ihtiyaçlarını anlattı, biz de bir avan proje hazırladık ve sunduk. Herkes projeyi benimseyince işi aldık. Bütün bu süreç de inşaatla birlikte üç sene sürdü. Karşılıklı görüşmeler ve tartışmalar içinde projeyi ilerlettik. Devlet yapısı olmasına rağmen beni yüzde seksen tatmin eden bir üretim oldu diyebilirim. Bütün çalışanlar da gönülden çalışıp ürettiler. İç mekan tasarımını üstlenen Tanju Özelgin ve Arif Özden ile konsept çalışmalar esnasında çok uyumlu çalıştık. Belediye daha evvel Tanju ve Arif gibi mimarlar ile çalışmadığı için onları benimsemeleri gerekti. Tanju ve Arif ise biraz daha katı kuralları olan, yapıdan taviz vermeyen bir karakterde oldukları için ben biraz daha arabulucu gibi davrandım ve daha çok çalışarak her şeyi çözdük.

belediye binası,mutlu çilingiroğlu, cemal emden,
fotoğraflar: cemal emden
belediye girişi
farklı açılardan cephe görünüşü
farklı açılardan cephe görünüşü
iç mekan sirkülasyonundan kesitler
iç mekan sirkülasyonundan kesitler
belediye meclisi salonu
belediye başkanı odası
vaziyet planı
1. bodrum planı
1. kat planı
3. kat planı

HE: Süreç nasıl ilerledi? Kamuyla çalışılırken normalde en baştan bütün proje çiziliyor, ihaleye çıkılıyor ve ardından nihai durum üzerinden şantiye yürüyor. Siz de bu süreci mi yaşadınız?
MÇ: Evet o süreç çok zorlayıcı. Tekrar bir devlet yapısı çalışsam proje bazında kalmayı tercih ederim. Mukaveleler, şartnameler çok zorlayıcı. Onları okusan mesleğini gerçekleştiremezsin. Bu projede bütün o dertleri aştık. Şartname dosyası da teslim ettik fakat orada, her seferinde "Bu toplamın içinden alternatif üretilirse masada görüşülür" diye belirttik. Yani anahtar teslim gibi çalışarak her şeyi kontrol ettik ama açık kapı da bıraktık. Devlet yapılarının dertlerini burada en aza indirgemeye çalıştık. Mimari öğeleri standartlaştırmak kolay değil gerçekten. Ama nihayetinde bina ortaya çıktıkça hepimiz keyiflendik.

HE: Devlet binalarının kötü kullanılmasının sebebi biraz da herkesin kendini geçici görmesi diye düşünüyorum. Binayı bir ekip yaptırıyor ve sonra gidiyor. Bu durumda bina sahipsiz mi kalıyor?
MÇ: Bizim bu yapıyı yaptığımız ekip, seçimlerde tamamen değişti. Fen işlerinden benim tanıdığım kişiler ile iletişimde kalıp binayı konuşuyoruz. Yine de sadece kamu kurumlarında daha genel olarak yaşadığımız sorunlar var. Mesela büroda patron olan birini düşünelim. Her şeye "ben bilirim" şeklinde yaklaşırsa bir önceki patronun yaptıklarına mutlaka müdahale eder. Yine de bu tür yapılarda o durum daha az aslında. Bizim yaptığımız projede yapılacak müdahale ancak dekoratif olabilir. Bir seferde çıkmış bir bina olduğu için ana unsuru bozmak zor. İç kurguyu biraz değiştirebilirsin ama dediğim gibi bunlar dekoratif düzeyde kalan değişimler olabilir ancak.

HE: Forma çok müdahale edilemesin diye mi eğrisel formları tercih ettiniz?
MÇ: Hayır, bugüne kadar böyle düşünmemiştim. Ama benim bir seferde çıkmış formlara karşı eğilimim var. Mimarlık eğitiminde çok karşımıza çıkan bir tümden gelim ve tüme varım ikiliği vardır. Bence bu ikisini iç içe koyabildiğin zaman daha başarılı olabiliyorsun. Belediye binası da aslında o bölgenin halkını temsil eden bir yapı. Simgeselliğinden rahatsızlık duyulmayacak bir yapı olması gerektiğini düşünüyordum, onu da başardık.

HE: Yapının bürokratik işlev şeması ile formu nasıl bir araya geldi?
MÇ: Üçgen bir arsa vardı. Sivri uçta ulaşım aksına bağlanan bir meydan bulunuyordu. Öncelikle o meydana geliniyor ve buradan üçgen arsaya ulaşılıyordu. Burada en önemli unsurun belediye meclisi olduğunu anladığımız için onu arsanın bu kısmına yerleştirdik. Çok da analitik yaklaşımı olan bir proje değil, aslen optimumların kesiştiği bir bina. Bürolar arkadaki iki kütlede konumlanarak göle bakıyor. Bu tür bir formda dış cidar en uzun kaldığı için ışıklı alanın metrekaresi daha fazla. Projenin maket perspektifi ile bitmiş binanın perspektifine baktığımda binanın çok fazla değişmediğini görüyorum. Arsanın üçgen şeklini ve birikimimi kullanarak bir şema oluşturdum. Ahengi elimle, aklımla, gözümle yakalamaya çalıştım.

HE: Yapının bütüncül bir formu var. Girişleri bunun içine nasıl yerleştirdiniz?
MÇ: Halkın girdiği kot ile diğer giriş arasında dokuz metrelik bir fark var. Halk girişinin olduğu katta onların en çok tercih ettiği işlemlerin yapıldığı emlak ve imar müdürlükleri var. Daha sonra belediye meclisi katı ve basın katı var. Herkes her yerden girebiliyor ama simgesel olarak günlük işlem kapısı ile protokol girişini ayırdık. Meclis olduğu zaman bu meydanda ve çevrede halk kulis faaliyetleri, bekleme, belediye meclis üyesine derdini anlatma, kafede oturup görüşme gibi eylemleri gerçekleştirebiliyor. Öte yandan burası sergi alanı olarak da kullanılabiliyor. Bu açıdan bakınca kopuk bir protokol girişi değil yani. Ama işlevsel olarak alt giriş, halkın ihtiyacı olan belediye hizmetlerinin müdürlükleri olduğu için var. Göl kısmında da teknik giriş var.

HE: Ekolojik bir bina talebi sizden değil belediyeden geldi. Siz bu durumu nasıl yönettiniz?
MÇ: “Ekolojik bina” olarak kavramsallaştırılmasını sevmiyorum. Bu özellikler zaten her binada olması gereken özellikler. Her binanın ihtiyaçlarına göre tasarım yapılır. Sürece dahil olan her birim çok iyi çalışınca ortaya iyi bir ürün çıktı. Biz de iyi malzemeler seçtik. İyi bina, iyi stat, iyi aile diyerek iyi kelimesini çok kullanırız ama Türkler iyiyi sevmiyor ve pek beceremiyor. Sertifikada da öyle ayrıntılar isteniyordu ki Türkiye'de mevcut birikimle onları karşılamamız mümkün değildi. Kamyonun kullandığı lastiğin geri dönüşümü olup olmadığını ya da Pendik'ten Küçükçekmece Belediyesi'ne bisiklet yolunun varlığını sordular mesela. Bunlar hiç gerçekçi değil. Biz de üçüncü sıradaki sertifikadan aldık o yüzden. Bence iyinin temsilcisi olmalıyız. Kullanım esnasında binanın bakımının yapılması meselesi de var tabi.

HE: Tekrar kamusal iş yapar mısınız?
MÇ: Büyük keyifle yaparım sanırım. Şimdi Bursa'da yaşlılar evi için bir proje hazırladım, değerlendirme aşamasındayız. Devletin iyiyi seçerken koyduğu kriterler iyiyi seçmeye yardımcı olmuyor. Yeterlik belgesi o işi düzgün yaptığın anlamına gelmiyor. Görgü, bilgi, kültür, işe bağlılık, hassasiyet, organizasyon gibi noktalar önemli.

HE: İnşaat sürecinde sıkıntı çektiniz mi?
MÇ: Belediye başkanı ve ekibi, yani mal sahibi benim arkamda olduğu için üretime tavır koyabiliyordum. Bu da işin niteliğini belirledi. Haftada en az üç kez oradaydım. İnşaat, oradaki insanın üreticilik seviyesinde kalıyor. O yüzden hep başında durmak durumundayız. Belki o sebeple de biz butik bir büroyuz, toplamda 10 kişilik bir ekibiz. Bu sayede aldığımız işleri detaylarına dikkat ederek üretebiliyoruz. Ben de üstümde yüksek bir baskı hissetmemeliyim ki üretken olayım.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL