Ev Hikayeleri

YASEMİN TEKMEN ARACI

Her ne kadar sözlükler "house" ve "home" kelimelerinin her ikisinin de Türkçe karşılığı olarak "ev" kelimesini uygun görse de "home" aslında "ev"den farklı olarak fiziksel yapısından sıyrılmış ve kişiyle özdeşleşmiş, yani somutluktan uzak ve gayet öznel bir kavram. "Home" aslında "ev"den ziyade "yuva" anlamına gelir. Yuva dediğimiz şey, içinde yaşadığımız fiziksel yapı değil, kendimizi güvende ve mutlu hissettiğimiz yerdir. Bir evi satın alabilirsiniz, ancak yuvayı kendiniz yaparsınız, o hazır gelmez. Yani nedir yuva? Bize özel, bizim olan, hatıralarımızın olduğu, kendi kişiliğimizle bağdaştırdığımız soyut bir kavram. Bir "ev"i "yuva"ya dönüştüren nedir peki? Tabi ki evde yaşayan bireyler, bazen kocaman bir aile, bazen yalnız bir insan, belki bir de kedi... Kimsenin yaşamadığı bir eve yuva diyemezsiniz. Yuva, yaşanmışlık olan yerdir. Aslında bu sözcüğün anlamını ne kadar iyi kavradığımız, "yuva" kelimesini çocuklarımızın bakımını sağlayan kreşler için kullanmamızdan belli. Batılılar çocuklarını "kindergarden"a yani "çocuk bahçesi"ne bırakırken biz çocuklarımızı "yuva"ya bırakırız. Çünkü yuva demek, sıcaklık, samimiyet, rahatlık, insanın kendini ait hissettiği yer demektir. O nedenle çocuklar da kendi yuvalarının sıcaklığından diğer yuvaya giderler. İnsan evle bir bağlantı kurmaz, yuvayla kurar, ona bağlanır. Yuva illa da evin olduğu yer değildir bazı zaman; insanın kalbi neredeyse orasıdır. Misal benim evim Melbourne’de, ancak yuvam Ege’de. İşte bu "ev" kavramının "yuva"ya dönüşümünü sorgulatan interaktif bir sanat projesine ev sahipliği yaptı Melbourne: "Home". Bir tane kocaman ev merkezde beklerken, 7000 tane de küçük ahşap ev, şehrin sokaklarında gezdi durdu. Geçen yaz Melbourne’ün caddelerine, köprülerine ve parklarına "Beni çal, seninim" (Play Me, I’m Yours) sloganı altında 24 tane birbirinden güzel dekore edilmiş piyano yerleştirilmiş, üç hafta boyunca halkın kullanımına açılmış ve binlerce kişi bu piyanoları tıngırdatmıştı.

fotoğraflar: yasemin tekmen aracı

BAPP’ın (Betty Amsden Participation Program) bu projesinin ardından, 2015 yılının etkinliği ise yine Melbourne Sanat Merkezi (Arts Centre Melbourne) bünyesinde düzenlenen "Home" adlı bu proje oldu. Ocak ayının yaza denk geldiği Victoria eyaletinin her yerinden kimi sanatçı, kimi öğrenci, kimi ise sadece konuya meraklı yurttaşlar bir araya geldi. Her biri küçük ahşap maket evleri, kendi kişisel hayatlarını anlatacak, kendilerini ifade edecek bir şekilde birbirinden farklı biçimlerde tasarladı, boyadı, dekore etti. Home büyük ölçekli bir sokak sanatı projesi oldu ve bu etkinliğe katılan bireyler, aileler ya da toplum, yuvanın ne anlama geldiğini hem keşfetti hem de birbiriyle paylaşma fırsatı buldu. Ücretsiz bir sanat etkinliği olan Home, herkesin yuva anlayışının birbirinden ne kadar da farklı olduğunun göstergesiydi. Tüm bu evler, etkinliğin açılış günü sanat merkezinde sergilendi ve yine halk tarafından alınıp kentin dört bir yanına, sokaklara, bahçelere, parklara dağıtıldı. Şehrin neresine giderseniz gidin bir köşede bu küçük evlerden birine rastlamak mümkün; bir heykelin dibinde, bir posta kutusunun üzerinde, restoranda bir masada, bir bahçe duvarında, sokak sanatçısının para bağışlama kabında... Halka açık bu projenin amaçlarından biri ise evlerin kendi eşsiz yolculuklarına devam etmesini sağlamak. Bunun için projenin tanıtımında, eğer şehrin herhangi bir yerinde o evlerden birine rastlarsanız, alıp gezdirin, yerini değiştirin, fotoğraflayın ve dilerseniz kendi hikayenizle birlikte web sitesine yükleyin, başkalarıyla paylaşın mesajları verildi. Son birkaç aydır sanat atölyelerinde dekore edilen evlerden 1100 tanesi ise Melbourne Sanat Merkezi’nin bahçesinde bulunan Büyük Ev’in duvarlarındaki raflarda sergilendi. Burası sanat etkinliğinin ana merkezi olarak düzenlendi ve 10-26 Ocak tarihleri arasında bahçesinde çeşitli konserler, sohbetler, partiler ve dans geceleri organize edildi. Slogan ise, "Gelin, açıkhava ev partimizde bize katılın ve kendinizi evinizde hissedin." Ayrıca Ocak ayı boyunca, atölyeler başka küçük evleri dekore etmek amacıyla burası açık tutuldu.

Etkinlik sırasındaki sohbetlerden biri ise evsizler üzerineydi. Evsiz olmak ya da evinizi kaybetmek nasıl bir şey? Eğer kafanızın üzerinde bir çatı olsaydı kendinizi hala evsiz hisseder miydiniz? İnsan neden evsiz kalır? Bu soruların cevabı kültürlere göre değişkenlik gösteriyor elbette. Melbourne’de çok olmasa da özellikle şehir merkezinde yol üzerinde evsizlere rastlamak mümkün. Ancak bazen evinden yeni çıkmış gibi yıkanmış taranmış saçlarıyla ve tertemiz battaniyeleriyle sokakta yatan gençleri gördükçe hep düşünüyorum: Bu insanlar gerçekten imkansızlıklardan dolayı mı evsizler, yoksa evsizliği bir yaşam biçimi olarak mı görüyorlar? Onların yuvası da sokaklar mı? 26 Ocak Avustralya gününde ise, tüm dünyadan ve Avustralya’nın diğer bölgelerinden gelip Melbourne’ü kendilerine ev olarak benimsemiş sanatçılarla birlikte Home projesinin finali yapıldı.

Darryl Cordell tarafından tasarlanmış ve SummerSalt Sanat Festivali ortaklığında gerçekleştirilmiş olan Home projesinin web sitesi: www.artscentremelbourne.com.au/whats-on/families-and-youth/home

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL