Mekana Dönüşen İlkeler

Eğitim sistemine dair farklı program ve yaklaşımların mekanı üzerine denemelerden biri olan okul yerleşkesi, sistemin özünü tasarım aracılığıyla yansıtmayı amaçlıyor.

Barselona’nın iç kesimlerinde bulunan Bellaterra mahallesi, içinde çeşitli sanatçıların heykellerinin bulunduğu bahçe müzesiyle ünlü. Bu bölgede geniş ve kullanılmayan bir alanın içine yerleşen okul projesi de beşi yenilenmiş biri inşa edilmiş altı yapıdan oluşuyor. Yenilenen birimler, okula ait iki ayrı araziden taşınarak getirilmiş. Parçalarına ayrılıp taşınarak yeniden bir araya getirilen, ahşap ve çelik kullanılarak inşa edilmiş modüler beş pavyon, yeni arazilerine topoğrafyası, mevcut bitki örtüsü, güneş etkisi ve manzaralar dikkate alınarak yerleştirilmiş. Altıncı ve yeni inşa edilen ise anaokulu işlevinin yanı sıra ortak alanları da barındırıyor.

Okulda gerçekleştirilen projenin esasında iki önemli unsuru bulunuyor: Rekabeti teşvik etmeyen, çocukların hayalgücü ve yaratıcılığını odağına alan bütüncül bir eğitim sistemi olan, Rudolf Steiner tarafından geliştirilen ve ilk okulu 1919’da Almanya’da açılmış Waldorf eğitimi ile bu pedagojik yaklaşımın Akdeniz iklimine uyarlanarak mekana dönüşmesi.

Waldorf sistemindeki sınıf anlayışının mekansal ifadesi üzerine çalışan ekip herhangi bir iç koridorun olmadığı, dolayısıyla sınıflara erişimin iç değil, aşamalı olarak dış mekan dizisini izleyerek sağlandığı bir plan üretmiş. Bu dizi, rambla (geniş ve ağaçlıklı yaya caddesi), avlu, veranda, karşılama alanı ve nihayetinde sınıf olarak kurgulanmış. Birimlerin yönelişi ve açıklıklar da benzer bir yaklaşımla, çocuk büyüdükçe görüş açısı genişleyecek, iç mekanda renk ve kalite olarak çeşitlenen doğal ışık sağlayacak şekilde tasarlanmış. Bu kararlar ile çocuklar büyüdükçe ve bilgi dağarcıklarını geliştirdikçe mekanla ilişkileri de evrilecek şekilde, okuldaki deneyime mekan ile eşlik etmek ve bu deneyimi mekanla vurgulamak amaçlanıyor. Zira yerleşim planında anaokulu, ilköğretim ve ortaöğretim derecelerine geçtikçe değişen manzaralar bu kararla, bilinçli olarak tasarlanmış. Tasarımcılarının “geri dönüştürülmüş” olarak adlandırdıkları taşınmış birimlerin alt katlarında sınıflar bulunurken üst katlara marangoz atölyesi, teknoloji sınıfı, kütüphane, müzik sınıfı ve sanat sınıfı gibi alanlar yerleştirilmiş.

Yerleşim Planı

İnşa edilen, anaokulu ve ortak alanlara ev sahipliği yapan yapıda da bu yaklaşımın tekrar ettiği görülüyor. Bu bağlamda “strüktürel payanda” olarak adlandırılan en kesiti geniş, çerçeve şeklinde bir destek sistemi kullanılmış. Bu yapısal karar sayesinde iç mekan kolondan arındırılmış, sınıflar zemindeki çok amaçlı salonun üzerine yerleştirilebilmiş ve aynı zamanda, cephelerde ortaya çıkan nişleri de her bir mekanın ihtiyacına göre dönüşebilecek şekilde işlevlendirmek mümkün hale gelmiş. Yapıda, ısı yalıtımı sağlayan ahşap lifli levhalar, masif beton strüktürün kışın ısınma ihtiyacını azaltan ısıl eylemsizliği, cephe aracılığıyla havalandırma, dış cepheye yerleşen alüminyum panjurlar ve doğal çapraz havalandırma gibi malzeme ve sistemler aracılığıyla iklimlendirme sağlanmış.

Tamamı ahşap cepheler, okulun hacimsel bir aradalığı ve bütüncül dilinin esas kurucusu gibi görünürken mimarlar kaplamasız, giydirmesiz salt temel malzemelerin kullanılmış olmasının projeyi, diğer devlet okullarına göre kısıtlı bir bütçeyle inşa etmeyi mümkün kıldığını da vurguluyor. Bir yüzey olmaktan çıkıp mekansallaşan cephe aracılığıyla bir rambla çevresinde küçük bir köye dönüşen bir okul yerleşkesi elde edilmiş oluyor.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL