Endüstri Devrimi’nden Günümüze: Sürdürülebilirliğin Değişimi

ASLI ÖZCİVELEK

1800’lü yıllarda başlayan Endüstri Devrimi’yle yeni makinelerin ve üretim metotlarının keşfi, daha önce üretilemeyen nesnelerin seri imalatını mümkün kıldı. Özellikle plastik gibi malzemelerin kullanılmasıyla şirketler sağlam ve ucuz ürünleri üretmeye başladı ve bu, o noktada iyi bir seçenek olarak gözüküyordu. O zamanlar bu malzemelerin ve üretim metotlarının uzun vadeli etkileri öngörülebilir değildi. Endüstri dönemiyle birlikte ortaya çıkan çevre ve sağlık problemleri bugün farkına vardığımız ve yavaş yavaş çözmeye çalıştığımız bir sonuç ortaya çıkarttı. Julia Monk’un Forbes ile yaptığı röportajda da belirttiği gibi ne yazık ki bu süreç halen çok yavaş ilerliyor ve yeterince etkili değil.

TEK SORUN KULLANILAN PLASTİK MALZEMELER DEĞİL

Bunun nedenlerinden biri, sürdürülebilirlik konusunun yüzeysel bir şekilde algılanıp bu konudaki tek sorunun kullanılan (plastik) malzemeden ibaret olduğu görüşünün yaygın olması. Bu anlayış çerçevesinde, sürdürülebilir ürünlerin plastik yerine çevreye daha az zararlı olan başka bir plastikten yapılmasının bir çözüm olduğu düşünülüyor. Ancak bu, sorunu etkili bir şekilde ortadan kaldıran bir çözüm olmamakla beraber, “daha az kötü” olan bir çözüm sunmaya yönelik. Senelerce şirketlerin kolay bir çözüm olarak gördüğü bir yaklaşım oldu bu; ancak burada üzerinde durulmayan nokta, bir ürünün yapıldığı malzemenin, o ürünün sürdürülebilir olup olmamasını belirleyen birçok etkenden sadece biri olması. Bu nedenle biyolojik olarak parçalanabilen bir plastik kullanmak, o ürünün çevreye verdiği zararı çok az derecede azaltan bir çözüm. Ürünün üretim biçimi aynı kaldığı sürece ortaya çıkan atık da aynı kalıp çevreye zarar vermeye devam edecektir. Zaten sürdürülebilirliğin düzgün bir biçimde uygulanabilmesi ve etkisinin görülebilmesi için insanların içinde bulunduğu durumu daha az kötü yapma eğilimini değiştirmesi gerekiyor. Bu yöntem sadece günü kurtarmaya yönelik olduğu için geleceğe dönük çok az etkisi olacaktır.

BÜYÜK RESMİ VE SİSTEMİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK

Bu sorunu ele almanın birçok farklı yönü var ama en önemlilerinden biri, büyük resmi göz önünde bulundurmak. Bu ürünlerin hepsi çok daha büyük bir sistemin parçası ve sistem, çevreye büyük etkisi olan birçok farklı parçadan oluşuyor. Dolayısıyla bir ürünün tasarımında sistemin tamamı göz önünde bulundurulmalı. Tasarımcılar çoğu zaman ürünün üretildiği ortamdan çok daha uzak bir ortamda çalışıyorlar. Ayrıca tasarımcıların, üretim sürecinin sadece başında sürece dahil olup ürünün üretim aşaması ve sonraki evrelerinde nasıl bir süreçten geçtiğine dahil olmamaları da bu duruma yardımcı olmuyor. Yani tasarım ve üretim sürecinin birbirinden kopuk olması diğer önemli sorunu oluşturuyor.

Sürdürülebilirlik konusundaki sorumluluk, günümüzde yalnızca tasarımcılara ve şirketlere düşen bir yükümlülük olmaktan çıktı. Şirketler bu konuda bir değişiklik yapmak için yeterince teşvik edilmediklerinden, çoğu farklı yöntemlere ve malzemelere açık olan şirketler bile, ancak kendilerine çok fazla bir maliyeti olmadığı sürece bu seçenekleri değerlendiriyor. Özellikle Türkiye’deki şirketler, hızlı ürün dönüşümüne odaklı olduğu için ürünlerin kalitesini artırabilecekleri araştırma-geliştirme süreçlerine yatırım yapmamayı tercih ediyorlar. Bu nedenle hızlı bir biçimde daha sürdürülebilir bir sisteme geçiş yapmanın sorumluluğu sadece tasarımcılara ve bu şirketlere düşmemeli. Kullanıcı görüşlerine çok önem verilen bir çağda yaşıyoruz. Üstelik bugünkü nesil çevre bilinci konusuyla çok daha ilgili. Bu nedenle seslerini duyurmak için üretim sürecine dahil olma şanslarını kullanmalılar.

Şu noktada, sürdürülebilirlik konusundaki en büyük eksik, bu konuda daha kapsamlı bir anlayışa sahip olunmaması. Özellikle tasarımcılar bu konuda daha çok bilgilenmeli ve tasarım sürecinin içinde bulunan parçalardan haberdar olmalı. Sürdürülebilirliği sağlamanın birçok farklı yolu var ve tasarımcıların da bunu göz önünde bulundurarak tasarlama şansları var. Eğer kullanıcının uzun süre boyunca tatmin olacağı bir tasarım yapılabilirse kullanıcının bu tasarımı atıp yerine başka bir ürün alma gibi bir gereksinimi olmayacaktır. Bu gibi çözümlerle sorunu ortadan kaldırmaya çalışmak, sorunun etkilerini azaltmaktan daha köklü bir çözüm olacaktır.

Yavaş yavaş sürdürülebilirliğin tasarım sürecinin doğal bir parçası olarak görüldüğü ve ek bir çaba olmaktan çıktığı bir anlayışa yaklaşıyoruz. Bu konuyu gerçekten özümsemiş birtakım ülkelerde bu, zaten tasarımcıların ürünün renginin ne olması gerektiğini düşündükleri gibi, sürdürülebilirliğini de düşündükleri bir noktada. Ne yazık ki dünyanın birçok ülkesinde bu anlayış hala yeterince yaygınlaşmamış ve de benimsenmemiş bir durumda. Biz de bu bilinçliliği yeteri kadar özümsediğimizde gerçek değişim başlayacaktır.

KAYNAKÇA

-"The Future Of Sustainable Design." Forbes. Forbes Magazine, 7 Mar. 2014. Web. 5 May 2015. www.forbes.com

-Purt, Jenny. "What Is the Future of Sustainable Design?" The Guardian. 28 Nov. 2013. Web. 5 May 2015. www.theguardian.com

-"Top 10 Countries Killing the Planet." Top 10 Countries Killing the Planet. 11 May 2010. Web. 5 May 2015. www.care2.com

-McDonough, William. Cradle to Cradle: Remaking the Way We Make Things. North Point, 2002. Print.*

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: