Değişimin Ayak İzi

İklim değişikliğine karşı geleneksel ve yerel bir bakış açısıyla yakın çevreye yeniden bakmak gerektiğini hatırlatan proje, mimarlığı inşa etme sürecinin ötesine taşıyarak çevreye duyarlı yaratıcı mekan çözümleriyle gelecek stratejilerin zeminini kurmaya çalışıyor.

Doğa koruma projeleri üreten LIFE+ programına göre, İspanya’ya bağlı, beşi büyük pek çok adadan oluşan özerk bir bölge olan Balear Adaları’nda binaların enerji tüketimi uçak, araba, kamyon, gemi gibi ulaşım taşıtlarından daha fazla çevreyi kirletiyor. Bunun sebepleri arasında kullanılan yapı malzemeleri, inşaat öncesi üretilen moloz ve inşa edildikten sonra içinde yaşamak için harcanan enerji var. Programın yapılı çevreye yönelik motivasyonunu da bu oluşturuyor: “Binalar kirletir.”

“Deniz Eriştesi Yeniden” projesi ise bu dert bağlamında, sosyal konut prototipleri üretme yoluyla geliştirdikleri bir öneri. Amacı kirliliği imalatta ve atık üretiminde yarı yarıya, ısıtma ve soğutmada ise %75 oranında azaltmak olan proje, Balear Adaları’ndan Formentera’da gerçekleştirildi. Çalışmalarına 2012’de başlanan, 14 konut biriminden oluşan prototip, enerji tüketimini yapım aşamasında %50 - kullanımda %75, su tüketimini %60 ve atık üretimini %50 azaltmak hedefiyle, ekolojik ayak izini düşürerek çok aileli konut yapılabileceğini göstermek istiyor. Proje sadece inşaatla da sınırlı değil; Balear Üniversitesi ile yapılan işbirliği hem inşaat teknikleri ve kullanılan malzeme araştırmasını hem de inşaat sonrası takibi kapsıyor. Elde edilen bilgilerle teknolojiyi geliştirmek, yenilikçi yöntem ve araçların doğayı koruma, iklim değişikliği ve ekoloji politikalarına katkıda bulunması ve dolayısıyla gelecek için “inşa etme stratejileri” taslağı geliştirilebilmesi hedefleniyor. Formentera’da üretilen modelin, Avrupa Birliği’nin tüm kamusal yapılar için belirlediği, “31 Aralık 2018 itibariyle ‘sıfır tüketim’ hedefi”ni de içeren Avrupa 2020 stratejisiyle de uyumlu olduğunu belirten ekibe göre prototip, şu anda Avrupa’da buna en yakın sınıflandırma olan Energy Class A’yı alabilmiş ilk konut projesi olabilir.

14 konut biriminin yerleşimi
 Carles Oliver, Antonio Martín, Joaquín Moya, Alfonso Reina, ispanya, Deniz Eriştesi Yeniden: 14 Sosyal Konut Projesi,xxi mimarlık tasarım ve mekan dergisi
Tuğla duvarların ayırdığı özel bahçeler
Bahçeler arası ayırıcı duvarlar
Ara geçişler ve zeminde yapı girişleri
Bahçeler arası ayırıcı duvarlar
Yapı cepheleri ve giriş avluları

Geleneksel mimari, biçimsel olarak değil ama mevcut olanı kullanan bir üretme yöntemi olarak süreçte daima etkili olmuş. Yerel ve geleneksel bakış, çevreyi anlamaya ve nelerin kullanılabilir olduğunu gerçekten görebilmeye yarayan bir çeşit gözlük gibi ekip için. Önceden binaların iskeletini kuran ardıç ağaçları şimdi koruma altında, kumtaşı ocağı tükenmiş ve hayvancılıkta kullanılmak üzere bile çok az saman kalmış. Dolayısıyla adada geriye kalanlar denizin çayırından, teknelerden, paletlerden gelenler.

Projeyi gerçekleştirmek için mümkün olduğunca gömülü enerjisi düşük, elden geçirilmiş, yerel mimari tekniklerine uygun olan malzemeler tercih edilmiş. Seçimin ölçütleri; göz ardı edilebilir endüstriyel işlem gerektirecek yerel atıklar ya da hammaddeler, yerel yenilenebilir yeşil kaynaklar ya da hammaddeler, yerel değilse çevre dostu etiketli olanlar ya da geri kazanılmış malzemeler ile yakın çevreden, fazla tüketim gerektirmeden getirilebilecek malzemeler olarak belirlenmiş. Cephe ve strüktürde kireç, mares kumtaşı, geri kazanılmış agrega, donatısız beton ve doğramalık ahşap, mantar (cork) ve gazbetonun yanı sıra en dikkat çekici malzeme deniz eriştesi (neptune grass). Tasarımcıların “Isı yalıtım malzemeleri genellikle mineral ya da yağlardan üretilir; yalıtım becerisi ise malzeme içindeki hava boşluklarına bağlıdır. Dolayısıyla hava muhtevası yüksek olan herhangi bir yerel atık, potansiyel bir yalıtım malzemesidir. Formentera’daki en bol atık ise deniz eriştesi.” sözleriyle anlattığı malzeme pek çok testten geçirilmiş. Ahşap paletlere doldurulan deniz eriştesi, 2012 yılında Haziran-Ekim ayları arasında 120 gün boyunca dış etkenlere maruz bırakılmış. İçine ve dışına yerleştirilen iki alıcının ölçümlerine göre gece ve gündüz arasındaki ısı değişimi sadece 0,5 °C. Bu, ekibe göre, malzemenin ısıl dağılım gücünün mükemmel olduğunu gösteriyor. Isı düşmesi karşılaştırmasında polistirenin referans malzeme olarak kullanıldığı ikinci testte, 50 °C ısıtılmış kurutma fırınına koyulan malzemenin sıcaklık düşüşünün polistirene göre %35 daha fazla olduğu tespit edilmiş. Deniz eriştesinin kullanılabileceğine bu şekilde karar veren ekip kilometrelerce uzaklıktaki, kimyasal atık üreten bir tesise yatırım yapmış olmak yerine hemen hemen aynı bütçeyi, güneş altında kurumuş deniz eriştesini paletlere yerleştirerek 15 santimetrelik çatı yalıtımı yapmayı becerecek yerel işçilik için kullanmış. Dahası tamamen çevre dostu olan deniz tuzunun da, aynı zamanda doğal bir biyosit (bakteri, mantar, su yosunu, küf ya da maya içeren mikroorganizmaları kontrol edici veya öldürücü etkisi olan kimyasal madde) olduğu bu denemeler sırasında fark edilmiş.

İç mekanda malzeme ve mekan kurgusu
İç mekanda malzeme ve mekan kurgusu
İç mekanda malzeme ve mekan kurgusu
Vaziyet planı
Zemin kat planı - tüm konutlar
2.Kat planı
2.Kat planı
Toplanan deniz eriştesinin yapıda kullanılmasıyla devam eden inşaat süreci; fotoğraflar: Carles Oliver
Toplanan deniz eriştesinin yapıda kullanılmasıyla devam eden inşaat süreci; fotoğraflar: Carles Oliver
Toplanan deniz eriştesinin yapıda kullanılmasıyla devam eden inşaat süreci; fotoğraflar: Carles Oliver
Toplanan deniz eriştesinin yapıda kullanılmasıyla devam eden inşaat süreci; fotoğraflar: Carles Oliver
Toplanan deniz eriştesinin yapıda kullanılmasıyla devam eden inşaat süreci; fotoğraflar: Carles Oliver

Yaz mevsimi rüzgarları, güneş diyagramları, yağış miktarı, jeoteknik, morfolojik ve kentsel bağlam, yerel yönetmelikler, atık ve yerel malzemenin yeniden kullanımı, erişilebilir endüstriler, geleneksel ve zanaat odaklı inşa, ulaşılabilir temiz enerji, su yönetimi, ekolojik ayak izini azaltmak ve olası sakinler için konut tipolojileri üzerinde yapılan çalışmalar sayesinde proje, bölge için bir kaynak haline gelmiş.

Denizden gelen hakim rüzgar yönüyle uyumlu iki cadde cephesinin avantajı kullanılarak proje, ikiye ayrılmış. İlki Major Caddesi’ne bakan doğu-batı doğrultusunda yerleşirken dördü zemin katta, dördü birinci katta sekiz konuta sahip. Zemin kattaki dairelerin, kat yüksekliğinde duvarlarla çevrili ara avlu geçişleri de bulunuyor. Buradaki konutlar tek yatak odalı ve avlu da hem doğu hem de batı cephesine bakıyor. Dikilen zeytin ve ardıç gibi ağaçlarla bahçe, yaya yolunun parçası oluyor. İkinci yapı ise Sant Ferran Caddesi’ne cephe verecek şekilde kuzey-güney doğrultusunda yerleşiyor. Altı konutun üçü zemin katta, üçü birinci katta ve buradaki ara avlular güneye bakıyor. Formentera Mavisi’ne boyanmış güneş engelleyiciler (brise soleil), havalandırmaya izin veren görsel bir süzgeç gibi çalışıyor. Kışın ada boşaldığında kapılar sonuna dek açılıyor ve oturma odaları da her iki yöne de bakmış oluyor. Dolayısıyla hem tüm konut birimleri iki yönelimli olabiliyor hem de çapraz havalandırma yapılabiliyor. Kırsal toplulukların doğrudan ilişki kurma biçimlerine ve sokak kullanımlarına bir atıf olarak konutlara girişler caddeden verilmiş. Ayrıca hepsinin, zemin kattakilerin bahçe ve birinci kattakilerin özel merdivenle çıktıkları terasları olmak üzere, özel açık alanları da var.

Yapılar için biyoiklimsel çözümler de geliştirilmiş. Veranda, sarmaşıklı kamelya, bambu ruloları ya da çamdan panjurlar, iç mekanları yaz sıcağına karşı koruyor. Bitkilerin tırmanmasını sağlamak ve güneş radyasyonunu azaltmak adına cepheye beyaz balık ağları gerilmiş. Zemin altında yağmur suyu depoları bulunuyor, orta avluda ise bitki kaynaklı su arıtma yöntemi kullanılıyor. Böylelikle duşlardan gelen gri su temizlenerek tuvaletlere gönderiliyor. Kumtaşından yapılmış tankın kapasitesi ise 17 m3.

Bu 14 sosyal konutun modeli, en sürdürülebilir sistemlerin büyük şehirlerden uzakta, el altında olduğunu ancak onların kaybolmasına izin verdiğimizi gösteriyor. Buna karşı geliştirilmesi gereken ise “yeni ve çevre dostu hammaddelerin kullanıldığı yerel zanaatın organik üretimi”. Ayrıca ekibe göre, özellikle büyük şehirlerdeki geniş iş hacmi ve yerel zanaatın uygulamada yok oluşu, sevkiyatların tamamında ekolojik etiketlemeyi ya da en azından malzeme ve enerji tüketimini indirme çözümlerinin iyileştirilmesini gerektiriyor. Projenin her aşamasında sürdürülen yaklaşım hem iklim değişimine hem de sosyal konut üretimine yeni bir bakış açısı geliştirmek için bir ilham kaynağı. Her bölgenin kültürel geleneğini çevresel kaygılara bağlayan yaklaşım, sadece hava kalitesini artırabilmek ya da küresel ısınmaya alternatif önlem üretmek anlamında değil, aynı zamanda şehirlerin peyzajını iyileştirme anlamında da umut vaat ediyor.

Etiketler:

İlgili İçerikler: