Çay Bardağı ile Üçüncü Türden Yakınlaşmalar

AVŞAR GÜRPINAR

Türkiye’de yerli ya da yabancı tasarımcıların ürün geliştirme konusunda sıkça başvurduğu yöntemlerden biri; bu coğrafyaya içkin addettikleri bir imgeyi, nesneyi, örüntüyü, sembolü, “modern” ya da “çağdaş” bir bakışla yeniden yorumlamak.1 Bu bakış kimi zaman seramiğe İstanbul silueti ile form verirken, kimi zaman halının üzerine fes desenleri dokuyor, kimi zaman da lokum gibi görünen puflar vücuda getiriyor.2 Özellikle 2000’li yıllar ve sonrası bu bağlamda Türkiye’de birçok endemik nesnenin3 yeniden yorumlandığı yıllar oldu.

erdem akan, eastmeetswest çay bardağı
erdem akan tasarımı eastmeetswest çay bardağı
doğudan, çin'den çay fincanları

“Kültürümüzün” derinliğinden dibini göremediğimiz, zaman, mekan ve kavramların birbirine karıştığı o yarı fantastik referans havuzundan tasarımcı tarafından bir “şey” seçilir ve seçilenin özelliklerine bağlı olarak ya yeniden yorumlanır ya da başka bir ürünün üzerine yapıştırılır. Eğer meseleye özgürlükçü bir perspektiften bakıyorsak, esin kaynakları kümesinin sonsuz bir tarihsel/kültürel genişlikte olmasında elbet bir beis yok. İsteyen istediği referansı istediği gibi kullanır pek tabi. Ancak esin kaynağının olduğundan fazlasını/başkasını ifade ettiği ya da doğrudan bir kültürel temsil nesnesine dönüştüğü durumlarda kısa bir mola verip bu ürünlerin eleştirel bir bakışla yeniden değerlendirilmesi gerekir. 

“Geleneksel Türk çay bardağının çağdaş bir yorumu: Görünüşü Avrupalı, hissiyatı oryantal. Eastmeetswest çift cidarlı yapısı sayesinde parmaklarınızı yakmadan içeriğini daha uzun süre sıcak tutuyor ve içindeki sıvı havada yüzerek görsel bir etki yaratıyor.”

Yukarıdaki paragraf eastmeetswest4 adlı çağdaş çay bardağı yorumunun açıklaması. Bu bardak, yazımızın başrol oyuncusu gibi görünse de aslında sadece sözü buraya getirmek için kullandığımız bir figürandan fazlası değil, başka bir deyişle amaç ne bağcı dövmek, ne de üzüm yemek, sadece üzüm hakkında konuşmak. Benzer bir tartışma ince belli çay bardağının diğer yorumları için de yapılabilir.5

Bu tanıma göre bardağın görünüşü Avrupalı, hissi ise oryantal, yani Doğulu. Üzülerek bildirmem gerekiyor ki, tarih ve kültür çalışmaları bağlamında birbirine zıt -ve dolayısıyla birbirini tanımlayan- bir Doğu-Batı diyalektiği birçok teorisyen tarafından geçersiz hükmüne getirileli çok oldu. Zaten zamandan azade bir Doğu ya da Batı’dan bahsetmek de pek mümkün değil. Coğrafi sınırlar üzerinden, bu iki yönden birini bir yere yerleştirsek bile, o yerde ve zamanda geriye gitmeye başladığımızda kafamızdaki imge, kabul ve önyargıların bir noktada hiç var olmayacak şekilde değişeceğini görürüz.

Bütün bu ikili yapının ve üzerine kurulan söylemlerin- diyalektik bir safsatadan başka bir şey olmadığı zaten tartışılageliyordu. Ancak bu da biteli ve Doğu-Batı, Merkez-Periferi, Modernleşme-Geç Modernleşme gibi söylemlerin yerini, alternatif modernite(ler) (Dilip Parameshwar Gaonkar, 1999) ve hibritleşme (Bhaba, 1994) gibi kavramlar alalı 20-25 sene kadar oldu. Avrupa’nın karşıtının Doğu olmaması ya da Batı’nın sadece Avrupa ile sınırlı olmaması bir yana, bu bakış tam da Doğu-Batı diyalektiğinin bir tarafında sabit bir konuma yerleştiğini düşünen tasarımcının kendini Oryantalist bir bakışa uydurma çabası, Batı’nın verdiği Doğu gömleğini prova etmeden üzerine giymesi gibi görünüyor. Peki, bunu neden yapıyoruz? Çünkü bu gömlek rahat, ucuz, hazır kesim ve giymesi kolay.

Görünüşü Avrupalı hissi Doğulu kısmına geri dönelim. Öncelikle, camdan üretilmiş, düz, silindirik bir su bardağı ne kadar Avrupa’dır, bu tartışılır. Konumuz çay olduğuna göre Avrupa’ya 17. yüzyıl dolaylarında gelen bu içeceğin ağırlıklı olarak süslü seramik fincanlarda servis edildiğini biliyoruz. Dolayısıyla bu bardak olsa olsa Avrupa’nın bir kısmının tarihinin -bütüne bakıldığında oldukça kısa olduğu görülebilecek bir döneminin- çayla pek de sıkı bir ilişkisi olmayan anonim bir formudur. Benzer şekilde ince belli çay bardağının da ne kadar Doğulu olduğunu tartışabiliriz. Eğer gerçekten Doğulu bir çay bardağı arıyorsak korkarım en doğuya (ya da batıya), Çin’e gitmemiz gerekir. Orada da camdan yapılmış çay bardakları yerine seramik çay fincanları bulma olasılığımız daha yüksek. Bu bağlamda ince belli olsa olsa Orta Doğulu bir bardak olabilir.

İkinci itiraz noktası ise ismiyle Doğu ile Batı’yı buluşturduğu iddia edilen bu üründe bu iki kutbun nasıl -hangi şartlar altında- bir araya geldiği. Bir an için bu bardağı içi yeni demlenmiş tavşankanı çay ile doluyken elimize aldığımızı ve gözlerimizi kapadığımızı düşünelim. Hissettiğimiz, çay bardağının geniş ağzı, ince beli ya da çayın sıcaklığı mı olacaktır, yoksa düz ve soğuk bir yüzey mi? Görünen o ki, Doğu ile Batı’nın birbirine kati suretle temas etmeyen bu biçimsel buluşmasında Batı, Doğu’yu tamamen kapsamış ve ortaya “Batılı” bir form içerisine hapsedilmiş, görülen ama hiç ulaşılamayan, hissedilemeyen ve imgesi dışında deneyimlenemeyen bir Doğu çıkmıştır.

Yukarıdaki bütün bu tartışmayı gereksiz olmasa da anlamsız kılabilecek başka bir argüman ise çayın ve çay bardağının Türkiye’deki tarihsel gelişiminde gizli. Osmanlı ya da Türkler -ne şekilde adlandırırsak adlandıralım- aslında yüzyıllar boyunca çay değil kahve içegelmiştir. Bu yüzden ismi ile müsemma içeceğin adı da Türk Çayı değil Türk Kahvesi’dir ve yurdun dört bir yanında “çayhaneler” değil “kahvehaneler”6 bulunur. Çay, ancak kırsaldan kente göçün şiddetli yaşandığı coğrafyalardan biri olan bu ülkede; 19. yüzyıl sonunu ilk girişimler, 20. yüzyıl ortalarını da ilk üretim sonrası olarak anacak olursak, ancak 1960’lardan itibaren ithalat bağımlılığından kurtulan ve en çok tüketilen içecek unvanını kazanabilir. Büyük kente nice umutlarla gelip iş bulamayan bireyin vakit öldürmek ya da geçici bir iş bulabilmek umuduyla gittiği kahvehanelerde, bütün gün Türk Kahvesi içebilmesinin ekonomik imkansızlığı, çayın yavaş yavaş kahvenin yerini almasına yol açmıştır. Dolayısıyla ince bellinin Türkiyeliliği -ya da mutlaka eşleştirmemiz gerekiyorsa Doğululuğu- ancak 50-60 yıl kadar geriye götürebileceğimiz bir hayat hikayesidir (Emiroğlu, 2015).

Açıklamanın, tasarımın işleve dair gerekçelendirmesinin yapıldığı ikinci kısmına gelecek olursak, iddia edilen odur ki bardak, iki tarafındaki duvarlar sayesinde içeriğini daha uzun süre sıcak tutmakta ve parmaklarımızın yanmasını engellemektedir.7 Fakat gözden kaçan, geleneksel çay bardağının zaten böylesi bir işlevi çift duvara ve dolayısıyla çok daha fazla malzemeye ihtiyaç duymadan yerine getirmekte olduğudur. Çay bardağının biçimini inceleyelim: Geniş bir ağız, ortaya doğru daralan bir bel ve geniş bir dip. Peki, bu bardağın biçimi neden böyledir? Sadece estetik bir haz sağlamak için mi?

On dokuzuncu yüzyıl oryantalist ressamlarının8 sıkça resmettiği -ve asla erişilemeyen9- o ince belli, geniş yuvarlak kalçalı Doğulu kadınları temsil ettiği, çay içerken onların bellerini kavrıyormuş hissini verdiği için mi? Büyük olasılıkla hayır. Bardağın altı geniştir, böylece içine konan sıcak sıvının -bu durumda çay- büyük bir kısmı burada kalır ve ince belin de yardımıyla hızlı bir şekilde soğuması engellenmiş olur.10 Bardağın ağzı geniştir, böylece altta kalan sıvı sıcak kalırken ağız kısmında sıvı yüzeyi genişletilerek çayın daha hızlı soğuması sağlanır. Ayrıca bardağın kıvrımlı formu sayesinde içindeki çay çok sıcak da olsa bardak, ağız kısmından baş ve işaret parmakları ile çok rahat bir şekilde tutulabilir. Son olarak bardağın bir su bardağından ya da kupadan çok daha küçük olması, çayın küçük porsiyonlarda servis edilebilmesini ve soğumadan içilebilmesini sağlar. 

Sonuç olarak, öyle ya da böyle, geleneksel çay bardağının biçimi kullanım şekli ile doğrudan bir bağlantı içerisindedir. Çay bardağı aynı zamanda, Türkiye’de düşündüğümüzden çok daha geç bir dönemde oluşmuş ve yerleşmiş bir kültürel paketin/ritüelin parçasıdır.11 Dolayısıyla, tasarımcı tarafından fragmanlara ayrılarak yorumlanmak yerine bütünsel olarak12 ele alınması daha heyecan verici sonuçlara gebe olabilir. Bu haliyle, biçim işlevden neredeyse tamamen koparılarak sadece görsel bir boyuta indirgenmiş oluyor. Dolayısıyla, biçimsel benzerlikler ve esinlenmeleri bir kenara bırakacak olursak; belli bir kullanım şekli üzerinden oluşmuş ve zaman içerisinde optimize bir hale ulaşmış bir formu başka bir form içine bu şekilde hapsetmenin ya da ona minik estetik müdahalelerde bulunmanın mantığının ve genel anlamda bu ve benzeri tasarım kararlarının altında yatan amaçların yeniden tartışılması gerekir.

KAYNAKLAR:
-Bhaba, H., 1994. The Location of Culture, Routledge, UK.
-Emiroğlu, K., 2015. Gündelik Hayatımızın Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Türkiye.
-Gaonkar, D. P., 1999. Alternative Modernities, Duke University Press, US.

DİĞER ÇAY BARDAKLARI İLE İLGİLİ HABERLER:
-http://kubram-gida.tr.gg/R%26%23304%3BZE-DE-%26%23304%3BLK-%C7AY--Ue-RET%26%23304%3BM%26%23304%3B.htm
-https://www.pasabahcemagazalari.com/yasam/imza-urunleri/alev-ebuzziya/alev-ebuziya-cay-bardagi-seti-siyah-6-li/u-10823-65-1842
-http://www.milliyet.com.tr/-ince-belli-ye-bir-modern-yorum-daha/pazar/haberdetay/01.08.2010/1270747/default.html
-http://www.hepsiburada.com/lipton-defne-koz-cay-bardagi-pm-zyunilipton
-http://yaraticitasarimlar.blogspot.com.tr/2011/10/cay-bardagi-tasarimlari.html
-http://www.radikal.com.tr/gusto/cay-icmeyi-keyif-haline-getiren-en-basarili-15-bardak-tasarimi-1354079/
-http://www.skylife.com/tr/2015-ocak/sevilen-lezzete-yeni-tasarimlar
-http://www.hurriyet.com.tr/ince-belli-cay-bardaklarina-alev-ebuzziya-nin-eli-degdi-4442430

NOTLAR:
1 Gürpınar, A., 2008. Tasarım ve kültür: Ürün tasarımı eğitiminde kavramsal örüntüler ve kültürel göstergeler üzerine bir analiz. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul.
2 Karim Rashid, Landscape, 2004, Gaia&Gino; Ali Bakova, fes.ti.val, İlk in Milano, 2006; Meltem Eti Proto, Turkish Delight Pouffe, 2004.
3 Çay bardağı, kahve fincanı, fes, halı vd.
4 Doğu batı ile buluşuyor.
5 Faruk Malhan, İstanbul Kahvaltı, Koleksiyon, 2005 (2008), http://shop.koleksiyon.com.tr/Istanbul-Kahvalti-Cay-Seti-Kirmizi-6li,PR-680.html; Alev Ebuzziya, 2006, https://www.pasabahcemagazalari.com/yasam/imza-urunleri/alev-ebuzziya/alev-ebuziya-cay-bardagi-seti-siyah-6-li/u-10823-65-1842; Defne Koz, 2010, Lipton, https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/736x/5a/54/0d/5a540d2e8ef4ee11c4b21dc8623f6d8b.jpg
6 Kıraathaneler.
7 Çift cidarlı bardak örnekleri için bkz: Tim Parsons, Half-pint Mug, 1999. http://www.timparsons.info/beermat.jpg Tim Parsons, Half-pint Glass, 1999. http://www.timparsons.info/halfpintglasssml.jpg, http://www.timparsons.info/HalfPintGlass.php
8 Jean Auguste Dominique Ingres, Jean-Léon Gérôme, Eugène Delacroix vd.
9 Tuvalin içerisine hapsedilmiş uzak bir coğrafyanın pek de gerçek olmayan tasvirleri olduklarından.
10> Bel kısmının Malhan’ın tasarımında genişletildiği, Koz’unkinde ise yukarı alındığı –bence ikisinde de biraz fazla biçimde- görülüyor.
11 Timur Öğüt, 2001. Reading Material Culture.
12 Söz gelimi bir çay seti olarak.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: