Kamusal Oylum Önerisi: Paşalimanı Un Fabrikası

YUNUS ATILGAN FATİH ERSOY OĞUZHAN PARLAK KERİM PEKDEMİR

Sakarya Üniversitesi öğrencileri, mimarlık mirasına çağdaş eki konu aldıkları projelerinin ilki olan Paşalimanı Un Fabrikası'nı kaleme aldılar.

Endüstri Mirasının Korunmasına Dair
Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında kent içinde aktif kullanıma sahip olan endüstri yapıları, büyük ölçekleri, anıtsal-sembolik özellikleri ve tarihsel-mimari değerleriyle birer kentsel imge niteliği taşıdığı için 'yaşamın içinde' olması gereken tarihi yapılar arasında özel bir yer tutar.

Aktif üretim yapılan dönemlerinde sürekli kullanılan endüstri yapılarının, ihtiyaç durumu değiştiğinde ya da kalktığında atıl kalarak kent belleğinden yavaşça silindiği görülür. Genelde büyük ölçekli ve heybetli olan endüstri yapıları; atıl durumdayken boş, tekinsiz ve ürkütücü görünümleriyle hayaletlere benzetilebilir. Diğer yandan bu “hayaletler”, sağladıkları sosyal ve kültürel bir mekan yaratma olanakları, kapladıkları açık alanlar ve mimari özellikleriyle kamusal ihtiyaçlara cevap verirken kent yaşamına yeni katkılar sağlama potansiyeli taşırlar.

Endüstri mirası yapılarının kent hafızasında yeniden canlandırılmasında en etkili yöntem yeniden işlevlendirmedir. Kent kimliğine katkı sağlanması için yapının dönüşümünün kim tarafından ve ne şekilde yapıldığı önem taşır. Ancak günümüzde endüstri mirasını gelecek kuşaklara aktarabilmek için önerilen özelleştirme yaklaşımları, bu mirasın korunmasından öte yıkımlarına neden olan sorunlar ortaya çıkarmakta ve kamu yararından ziyade seçkin gruplara hizmet eden sonuçlar doğurmakta. Burada ekonomik çıkarlar uğruna özel mülk veya özel işletme sahiplerince sadece kentin tarihi belleği değil, aynı zamanda insanlar arasında oluşabilecek kişisel, bedensel ve ruhsal gelişimlerine olanak sağlayan mekânsal potansiyeller de yok edilmektedir. Bu sebeple endüstri yapıları, gerçek anlamda kente ve kamu yararına hizmet edebilecek içerikte bir işlevle koruma kararlarına sahip olmalı.1

Bu bağlamdan hareketle, önünden geçen kişilerin dahi adını tam olarak bilemediği, kentin içerisinde çeşitli sınırlarla çevrilmiş, unutulmaya yüz tutmuş, heykelsi cephesiyle bir endüstri mirası olan Paşalimanı Un Fabrikası yapısında kent yaşamına sunulacak yeni fırsatlar araştırıldı.

Bir Endüstri Mirası Olarak Paşalimanı Un Fabrikası
Paşalimanı Un Fabrikası İstanbul’un Üsküdar ilçesinde Sultantepe Mahallesi’nde Paşalimanı Caddesi üzerinde bulunuyor. Yapının 1863-1869 yılları arasında yapıldığı tahmin ediliyor. 1883 yılında yapıda yangın çıkmış ve 1910 yılına kadar tadilat geçirmemiş, bakımsız durumda kalmış. 1910 yılında mevcut kapasitesini artıracak bazı eklerle birlikte renove edilmiş. 1940 yılına kadar geçen süreç içerisinde yapı tekrardan işlevsiz kalarak zamanla harap hale gelmiş ve 1973 yılında Gayrimenkul Eski Eserler Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından 7856 sayılı karara göre 1. dereceden eski eser olarak tescillenmiş. 2013 yılında Sinpaş tarafından satın alınmış ve üzerinde şirketin merkez binası olacak şekilde proje çalışmaları yapılmış fakat günümüze kadar inşa aşamasına geçilmedi ve yapı mevcut atıl durumunu sürdürmekte.2

Yapının yakın çevresinde Nemlizade Tütün Deposu ve Tarihi Tekel Depoları gibi önemli tarihi yapılar yer alıyor. Günümüzde Nemlizade Tütün Deposu özelleştirilerek bir sermaye grubunun merkez binası olarak kullanılmakta. Tekel Depoları İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından kamuya açılarak Üsküdar Tekel Sahneleri olarak hizmet vermekte. Bu iki yapı İstanbul’un önemli merkezlerinden birinde bulunmakla beraber aynı zamanda sahil kenarında konumlanmaları ile İstanbul silüetinde önemli bir yere sahipler. Sahil aksının birbirine bağladığı bu bölge kamusal kullanıma açık tek alan. Yapı grupları ve sahile bakan cephesi önünden geçen araç yolu gibi farklı şekildeki sınırlar sebebiyle Paşalimanı Un Fabrikası yapısının erişilebilirliği ve fark edilebilirliği az. Bu verilerle birlikte, tasarımda; silüet korunmaya çalışıldı, yapının fark edilebilirliği ve yapıya erişilebilirliğin artırılması hedeflendi.

Mevcut durumda yapının döşemeleri, iç duvarları ve çatısı yıkılmış; yığma taş dış duvarları, depo bölümleri ve bacası ayakta kalmış. Ana yapı beş katlı, ek yapıları ise iki katlı. Ana yapının kuzeybatı ve güneydoğu cephelerinde çatı alınlıkları bulunmakta. Yapı içerisinde iki kat yüksekliğinde bir yığma taş duvar var ve bu duvar iç mekanda yapıyı iki bölüme ayırıyor. Yapının bütün katlarında ve tüm cephelerinde kemerli pencere açıklıkları mevcut. Yapı uzun yıllar atıl ve harap durumda kaldığı için zeminde yabani bitki örtüsü oluşmuş. Yapı bütünü oldukça bakımsız bir halde olup dışarıdan gelecek olan olumsuz fiziksel etkilere karşı açık durumda.

Çağdaş Ek Tasarım Kararları
Fethi Paşa Korusu, Tekel Sahneleri, Paşalimanı sahil aksı ile birlikte bölgedeki kamusal kullanımın artırılması amaçlanarak Paşalimanı Un Fabrikası yeniden işlevlendirildi. Tekel Sahneleri’nde bulunan tiyatro, bale, opera ve halk müziği gibi işlevlere yeni bir alternatif olarak görsel ve işitsel bir sanat olan sinema başlığı projede ana program olarak seçildi.

Önerilen modern ek, tarihi yapıdan dışarıya taşmayan, içe dönük bir kurguyla tasarlandı. Tarihi duvarlar arasında kalan yeni bir kentsel buluşma-karşılaşma noktasını temsil eden “kamusal oylum” konsepti belirlendi. Tasarımda hafıza-sergi mekanları ve sinema işleviyle yapının mekansal deneyimi desteklendi. Ana yapının iç mekanındaki iki kat yüksekliğindeki duvarın bölücülüğü, tasarımı belirleyen en önemli etkenlerden biri olup projede yarı açık ve kapalı mekanlar arasında sınır olarak belirlendi. Modern ekin getirdiği kapalı hacimler (doluluklar) duvar sınırıyla arka cephe arasına, açık hacimler ise duvar sınırıyla ön cephe arasına konumlandırıldı.

Mevcut durumundaki cepheye en az müdahalede bulunmak amacıyla sınır olarak belirlenen duvarın ön kısmı iç avlu olarak düşünüldü. Avlu içerisinde “eski-yeni” karşılaşması ve sahil manzarasının deneyimlenebileceği, yığma taş duvarların çeperlerine değen yaya köprüleri yerleştirildi ve bu köprülerle birlikte çalışan yapı ve yakın çevresine ait kültürel somut miras değeri taşıyan endüstriyel ürünlerin sergilendiği kalıcı sergi-hafıza mekânı kurgulandı. Tarihi yapı olumsuz fiziksel etkilere karşı savunmasız olduğu için avlunun doğal ışık alabileceği, tarihi doku ve endüstriyel atmosferin korunduğu bir çatı örtüsü düşünüldü. Ön cephede zemin kotundaki kemerli pencere açıklıkları zemine kadar uzatıldı ve Tekel Sahneleri yapısıyla, ana yapı arasındaki boşlukla birlikte yapıya giriş tanımlandı.

Kaynakça
1 Kona S. (2015) Paşalimanı Un Fabrikası ve Yeniden İşlevlendirme, Yüksek Lisans Tezi, T.C Maltepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İç Mimarlık Anabilim Dalı, İstanbul
2 Severcan Y. C. (2012) “Endüstri Mirasının Korunması ve Yeniden İşlevlendirilmesine İlişkin Özelleştirme Yaklaşımları: Sorunlar ve Olanaklar”,Planlama TMMOB Şehir Plancıları Odası Yayını Journal Of The Chamber Of City Planners Union Of Chambers Of Turkish Engineers and Architect, 2012/1-2, sayı 52, sayfa:40-46

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: