Cephenin Dili

HÜLYA ERTAŞ

Eskişehir yolu üzerinde konumlanan yüksek yapılardan biri olan Brigitte Weber tasarımı Next Level’ın kentle ilişkisini, farklı işlevlere ait kütlelerin tasarımını mimarıyla konuştuk.

Hülya Ertaş: Next Level Ankara’da yeni gelişen ve yüksek binaların konumlandığı bir aks üzerinde konumlanıyor. Proje oradaki kentsel duruma nasıl bir yanıt veriyor, şehirle nasıl ilişkileniyor?
Brigitte Weber: Proje Ankara-Eskişehir-Konya yolları aksının üzerine konumlanıyor. Bu, Ankara için çok stratejik bir nokta çünkü iki önemli şehri bağlayarak buluşma noktası oluyor. Aynı zamanda şehir merkezinden Eskişehir Yolu’nun dışına çıkıp yeni bir yerleşime ulaşıyorsunuz. Türkiye’deki birçok şehir gibi Ankara da her yöne doğru büyüyor ve Next Level’ın olduğu tarafa doğru da gelişiyor. Bugün Eskişehir Yolu çok önemli bir aks. Eskiden orada Armada’dan başka bir şey yoktu. Zaman içinde Büyükdere Caddesi gibi her sene birkaç binanın daha eklenmesiyle bu aksın önemi arttı. Beş sene önce biz de orada bir tane proje yapmak üzere yola koyulduk. Bizimkinden sonra da çok daha fazla proje yapıldı. Next Level, özel bir noktada, bir dönme noktasında olduğu için bir işaret, bir simge yaratmak zorundaydık. Normalde bir proje yaparken yoldan ölçek alarak tasarlarsın ama bu kez binanın dört taraftan görünür olması nedeniyle durum farklıydı. Ayrıca farklı işlevleri de yansıtarak burada hem ofis hem de konut binası olduğunu göstermek istedik. Ofis kulesi dörtyol ağzında bulunuyor. Yapının formuna baktığınızda sanki yılan derisi gibi o dönme noktalarında diğer yönlere doğru devam ediyor, yani dönme açısını yansıtarak seni yönlendiriyor. Alışveriş merkezinin üzerinde meydan adını verdiğimiz platform bir avlu var. Ofis bloğu ve konut kulesi onun üzerinde yükseliyor.

cephe,karma yapı,cemal emden,brigitte weber mimarlık,Hülya Ertaş,next level
fotoğraflar: cemal emden
next level projesine genel bakış
ofis bloğu cephesine yakın bakış
konut, ofis ve avm'ye bakış
projeye genel bakış
projeye genel bakış
peyzaj tasarımı ve avm girişi
meydan ve havuz
meydan, avm ve konut bloğuna yakın bakış
yansıtıcı cephe
farklı cephe tiplerinin yakın görünüşü
cepheye yakın bakış
avm'de ışıklık görevindeki cam tavan
iç mekandan bir görüntü
avm'nin iç mekanı
iç mekandan bir görüntü
iç mekandan bir görüntü
iç mekandan bir görüntü
iç mekandan bir görüntü
iç mekandan bir görüntü
iç mekandan bir görüntü
ofislerin ortak kullandığı lounge
örnek daireden görüntü
örnek daireden görüntü
örnek daireden görüntü
vaziyet planı
kesit
rezidans planı
ofis planı

HE: Ofis ve konut blokları ayrı ayrı tasarlanmış olmasına rağmen aslında aynı mimarın elinden çıktığı anlaşılıyor.
BW: Evet, çünkü benzerlikler var. Mesela arka cephede bütün asansörlerin ve yangın merdivenlerinin bulunduğu kaburga gibi bir şaft var. Görsel olarak da sanki bütün vücudu tutan bir çekirdek gibi ve her iki blokta da bu omurganın cephedeki malzemeleri aynı. Yine de ofis bloğunun çok farklı bir görüntüsü var. Ayrı bir cephe tasarımına sahip, yekpare bir blok. Yekpare olmasının sebebi biraz da ticaretin gücünü göstermek istememiz. Sonuçta burası, içinde önemli şirketlerin olacağı bir ofis yapısı. Orası her zaman ekonomiyi yansıtacak, yapının kendisi de etrafını yansıtıyor. Öte yandan konut bloğunu tasarlarken tamamen insan boyutundan yola çıktık. İnsanın oranına göre yapıyı, nakış işi gibi işledik. Bu da hemen gözüküyor, balkonlar gibi öğelerle bu ölçek sağlanıyor.

HE: Biraz malzemeleri konuşmak lazım. Çünkü ben yapıyı en son güneş batarken gördüm, ofis kütlesinin etkisi oldukça dramatikti.
BW: Ofiste cephe aynalı camdan oluşuyor ve farklı kırıkları, eğimleri var. Bu farklı eğimler belli havalarda ya da senin söylediğin gibi güneş batıyorsa çeşitli yansımalar yapıyor. Cephe, gökyüzüyle birleşiyor. Gökyüzü maviyse bina mavi oluyor, bulutluysa gri oluyor. Ama farklı eğimler farklı görüntüler yansıttığı için bina kaybolmuyor. Eğimden ötürü aşağıda yeri yansıtırken yukarıda göğü yansıtıyor. 1400-1500 m2’lik çok büyük bir bina bu ve bir kule için büyük bir alana sahip. Her kule için 1000 m2 ideal bulunur. Biz bunu 1300 m2 yapmak zorundaydık. Daha zarif bir hale getirmek için cephede birtakım kırıklar yaptık. Konumlandığı yerin açısını takip ederek bir taraftan baktığında sadece başka, öte taraftan ise başka parçalar görüyorsun. Hem zarif gözüküyor hem de yansıtan cephe etrafıyla birleşiyor. Konut ise bambaşka bir şey. Oranı ve cephesi farklı, balkonları var, ahşap gibi daha yumuşak malzemeler kullanılıyor. Cephesini nakış işi gibi düşünerek kapalı ve açık yerleri çok ayrıntılı çalıştık. Böylece her dairenin bir özelliği doğdu. Üst üste olan daireler aynı değiller.

HE: Bir yandan Ankara neredeyse bir alışveriş merkezi cumhuriyeti haline geldi. Bu durum içinde Next Level’ın alışveriş kısmını nasıl planladınız?
BW: Öyle diyorlar. Ben pek Ankara’ya gitmemiştim. Ama beş sene önceden itibaren her hafta Ankara’ya gider oldum. Çünkü bu projede mesleki kontrolörlüğü de üstlendik, her projeyi sonuna kadar takip ediyoruz. Ankaralıların da dediğine göre orada alışveriş merkezine gitmekten başka yapacak şey yok. İstanbul’da yaşayan insanlar için boğaz, deniz ön planda ve bunun eksikliğini Ankaralılar hissediyorlar. Dolayısıyla haftasonu ve işten sonra alışveriş merkezine gidiyorlar. Bu alışverişin az ya da çok olduğunu göstermiyor. Mesela İstinye Park’ta binlerce kişi dolaşıyor ama her geçen kişinin elinde torbası yok. Alışveriş merkezini daha sosyal bir alan olarak görmek lazım bence. Beyoğlu’ndaki promenat yani İstiklal Caddesi eskiden insanların yürüdüğü yerdi. Ama şimdi bütün yürünebilecek yerler kalabalık ve insanlar da oralarda yürümek istemiyorlar. Trafiğe de kapalı olduğu için alışveriş merkezine gidiyorlar. Ayrıca yazın soğuk, kışın sıcak oluyor. İnsanlar alışveriş merkezlerine sosyalleşmeye, buluşmaya, sinemaya, yemek yemeye gidiyorlar. Alışveriş her zaman ön planda değil. Bizim alışveriş merkezinin özelliği de öncelikle çok büyük olmaması. Dolayısıyla mağazalar da butik. Toplam 150 tane mağaza ile biri yukarıda, diğeriyse aşağıda olmak üzere iki tane yeme-içme alanı var. Aşağıdaki bildiğimiz foodcourt gibi ama esas yemek yeme ve sosyalleşme yeri meydan. Meydanın ortasında iki tane restoran, etrafında sinema ve diğer restoranlar var. Meydanda dışarıdan havuz gibi gözüken ama aslen alt taraf için ışıklık görevi gören camlar var. Belli saatlerde ışık oyunlarıyla bütün çarşı hareketleniyor. Arazinin kot farkıyla uğraşmak çok zordu ama iyi bir tasarım girdisi oldu. Kot farkı sayesinde arabayla doğrudan meydana ya da alt kottan alışveriş merkezine girilebiliyor. Ulaşım biraz problemdi. Türkiye’de malesef bina yapıldıktan sonra belediyeyle birlikte altyapı kuruluyor. Bazen izin çok geç geliyor ve bu da proje için büyük bir zarar ortaya çıkarıyor. Ama bu problemleri şu anda çözdük. İzin geldi ve Eskişehir Yolu’ndan bir giriş açıldı.

HE: Ankara’daki bu kadar çok alışveriş merkezi içinde burası nasıl ayrışacak?
BW: Bir çarşının çalışmaya başlaması çok uzun sürüyor. Çarşı açıldığında ilk ay herkes gidiyor, sonra bir duraklama dönemine giriliyor. Mağazalar daha tam oturmamış oluyor. Çoğu alışveriş merkezi %100 dolu olmuyor başta. Biz tamamen dolduğunda açılsın diye her zaman uyarıyoruz ama ticari bir durum olduğu için %70 doluyken açmak zorunda kalabiliyorlar. Açılıştan birkaç ay sonra yavaş yavaş her alışveriş merkezi kendi müşterisini buluyor. Yani ne kadar danışmanlarla da çalışıyor olsanız, oraya gidecek olan insanların psikolojisini bilemiyorsunuz. İstediğiniz kadar uzman olun, insan davranışları kestirilebilir değil, biz mimar olarak bunu sürekli yaşadığımız için hiç kimsenin bunu bilmediğini anladık. Kimin nasıl kullanacağı zaman içinde görülecek. Çünkü çarşıda sürekli değişiklik oluyor. Benim isteğim en baştan beri, alt geçitlerle, metro bağlantılarıyla karşıdaki ofis binalarıyla birleşmekti. Bireysel çalışmada herkes yetersiz kalıyor. Binalar beraber çalıştıkları zaman güçlü olabiliyorlar. Örneğin Next Level’ın karşı tarafında eskiden kocaman mavi bir çelik konstrüksiyon vardı. Şimdi onu yıktılar ve inşaat yapıyorlar. O proje umuyorum ki bizi de içine katacak ve her ikimiz için pozitif bir durum oluşacak.

HE: Ankara’da yan yana alışveriş merkezi olması zaten normal.
BW: Bu, Türkiye’de geleneksel bir şey. Kapalıçarşı’da her yer kuyumcu. Bir lokanta varsa yanında beş tane daha açılıyor. Avrupa’da bir kuyumcunun beş kilometre civarında ikinci bir tane daha olmaz. Bizde eczaneler bile yan yana. Bence bu biraz oryantal bir mantık ama buranın koşullarında demek ki işliyor.

HE: Ofis bloğunun iç mekanı nasıl işliyor?
BW: Ofis bloklarının içinde ana omurganın etrafında farklı şirketlerin kullandığı alanlar mevcut. Ama bu omurga herkes tarafından ortak kullanılıyor. Bunu danışmanlarımız istediler ve bence güzel oldu. Farklı ofislerin aralarında onları bağlayan, herkesin oturabileceği bir lounge var. Ofislerin metrekare fiyatları oldukça yüksek. Onun için altyapıyı birlikte kullanabiliyorlar, isterlerse kendi ofis mekanları içinde de çözebiliyorlar bunu. Aslen modern bir han gibi. İçeride gereken her şey var, tuvaletler ise dışarıda. Dahası sigara içmek için de tüm katları aşıp binanın önüne çıkmaktansa bu her biri iki kat yüksekliğinde olan loungelardaki balkonları kullanabiliyorlar.

HE: Konutlar nasıl planlandı?
BW: Konutların proje tanımı işverenden metrekareleri büyük, lüks olarak geldi. 1+1’ler bile oldukça ferah. 1+1, 2+1’den 5+1’e kadar çeşitli büyüklüklerde konutlar var. İlk sekiz katı geçici olarak konaklama için suit olarak düşündük. İşadamları Ankara’ya gelip 3-4 gün kaldıklarında kullanabilirler. Aşağılarda daha kompakt daireler, üst katlarda ise daha ferah daireler tasarladık.

HE: Bu proje bana başından beri Trump’ı çağrıştırıyor. Oradaki deneyimden neler buraya aktarıldı?
BW: Trump bizim ilk büyük projemizdi ve bence çok farklı bir yaklaşımda çünkü büyük bir değişikliğe uğradı, Trump’tan önce ve Trump’tan sonra oluştu. Taş Yapı’yla başladık ve onların proje tanımı Mashattan gibiydi. Proje bittikten ondan sonra Trump geldi ve baştan sona tekrar değişti. Trump organizasyonundan profesyonel olarak rezidansın nasıl tasarlanacağına dair çok şey öğrendik. Ondan sonra İstanbul’daki kalite anlayışı da değişti. Tabi biz tek başımıza tasarlamıyoruz, danışmanlarla birlikte çalışıyoruz. Belki sadece biz yapsaydık proje çok farklı olabilirdi. Farklı diyorum, daha iyi demiyorum. Ama eğer bir şey satılmıyorsa ve içinde yaşanmıyorsa bizim için de güzel değil. En güzel binayı yapabilirsin ama hiç kimse satın almıyorsa o da başarılı bir proje değildir.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL