Futbol Çimde Oynanır

YASİN ÇAĞATAY SEÇKİN

Kim bilir kaç kez gitti bu satırların yazarı, taraftarı olduğu takımın efsane stadyumuna - taraftar tabiriyle mabede. Her durumda kalp atışlarının hızlandığı, kan basıncının yükseldiği, heyecan dolu, inanç dolu, sevgi dolu ziyaretler. Çok kısa zaman sonra başlayacak tezahüratlara kendini kaptırmadan, henüz 22 futbolcu sahne almadan huzurla yeşil sahayı seyretmek için kim bilir kaç kez mabede ilk girenlerden oldu. Rüzgarını bekleyen bakımlı, parlak çimlerse taraftarsız tribünleriyle dilsiz bir halde olan mekanda, birazdan ortalığın alev alev yanacağının tek işaretidir. Düşünüyor da insan, kah neşelendiren, kah hüzünlendiren sayısız anıyı barındıran bir stadyuma ve onun tam kalbinde, yemyeşil bir sahaya sahip olmak ne güzel! Sadece bir fiziksel mekan, salt bir sahne değildir yeşil saha. Ruhu, hafızası, duyguları, kaprisleri, zaman zaman da kibri vardır. Bu nedenle doğal olmalıdır. Futbolun tüm unsurları gibi, o da canlı olmalı; yaşam döngüsünü tüm hücrelerine kadar hissetmelidir.

amsterdam arena, quistnix
amsterdam arena / fotoğraf: quistnix

Peki, futbol sahası gibi geniş ve açık bir yeşil alanda güneşlenmeyle ilgili ne gibi bir sorun olabilir? Üstü açık bir stadyumda, eğer yapı yönlenmesi ve tribün açıları doğruysa, coğrafi konum ve koşullar da uygunsa, elbette büyük bir sorun yaşanmayacaktır; fakat 21. yüzyıla gelindiğinde hızla artan bir biçimde stadyumların üstü kapatılıyor; yeni uygulamaların birçoğu bu şekilde tasarlanıyor. Bir süredir üstü tamamen açık doğal havalandırmalı beton sıralardan üstü tamamen kapalı, iklimlendirilmiş deri koltuklu stadyumlara geçiş süreci başladı. Bu süreçte az emekle yüksek konfor arayışı, su tüketimi bahanesinin arkasına sığınılarak futbolun önemli unsurlarından biri olan yeşil sahaların doğallığını yok etmek; yapay birtakım önerilerle insanların aklını çelmek için elinden geleni yapıyor. Oysa teknoloji, doğal olanın yapayla değiştirilmesinden çok, sürdürülebilir bir yaşam için doğalın nasıl ayakta tutulacağı konusunda hizmet üretmelidir. Nitekim bu amaçla geliştirilen yapay ışık kaynakları, rüzgar fanları, fumigasyon çadırları, etkin güneş ışığı kullanımına imkân veren kaplama malzemesi kullanımı vb. uygulamalar, 21. yüzyılda da futbolun ruhunu ayakta tutmak isteyenler için önemli olanaklar sağlıyor.

Bu olanaklardan doğru bir biçimde yararlanmak için öncelikle, çimin ışık ve iklim koşulları ile ilgili ihtiyaçlarını bilmek gerekiyor. Çoğu çim türü farklı ışık ihtiyaçlarına sahip olmakla birlikte fotosentez için günde en az dört ile beş saat güneş ışığına ihtiyaç duyarlar. Bunun dışında, çim türü seçimi de önemli bir unsurdur. Çim türü, futbol oyununun tahrip edici özelliklerine dayanıklı olmasının yanı sıra yeni nesil stadyumlardaki kapalı atmosfere uygun olarak, gölgeli ortamlara daha fazla uyum sağlayabilecek nitelikte tercih edilmelidir. Stadyumun kapalılık derecesine bağlı olarak, soğuk ve sıcak iklim kuşaklarına göre tür tercihi yapılması da dikkat edilmesi gereken diğer bir özelliktir. Tür tercihinin önemi, sıcak ve soğuğa karşı tolerans, kuraklık dayanımı ve hastalık direnci gibi konularda ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin de içinde bulunduğu dört mevsim yaşanan kuşakta, bu konular daha da büyük önem kazanıyor. Bu sıkıntıları en aza indirmenin yolu, sonbahar aylarında her iki iklim türüne uygun çim türlerinin karışık olarak sahaya uygulanmasıdır.

Bu bilgiler ışığında, üstü kapalı stadyumlardaki form ve malzeme seçimlerinin, çim gelişimini etkileyen en önemli faktör olduğu rahatlıkla ifade edilebilir. Bu noktada, çim ile güneş ışığı ilişkisinin sağlıklı bir biçimde kullanılması açısından, üst örtü üzerinde özellikle durulması gerekiyor. Üst örtü dikkate alındığında futbol tutkunlarının ilk aklına gelen yeşil saha, Bayern Münih ve TSV 1860 Münih’in iç saha maçlarını oynadıkları, 75.000 oturma kapasiteli Allianz Arena’dır. Herzog & de Meuron imzalı stadyum, farklı renklerde aydınlatılabilen pnömatik ETFE (Ethylene Tetrafluoroethylene) panelleriyle, ilk yapım yılından bugüne geçen 10 yıl boyunca zihinlerde yer etmiştir. Allianz Arena’nın yapı kabuğunda ETFE tercih edilmesinde yapısal ve estetiğe yönelik kaygıların yanı sıra doğal çim sahanın gerekli güneş ışığını alması da önemli bir ölçüt olmuştur. ETFE, sahip olduğu bu yüksek ışık geçirgenliğiyle, üstü kapalı stadyumlarda doğal çim kullanımının kolaylaştırılması arayışına teknolojinin verdiği en iyi cevaplardan biri olarak kabul edilir.

Dunedin’deki Forsyth Barr Stadyumu da, ETFE’nin başarıyla uygulandığı bir diğer örnek. Dunedin’de, çim uzmanları, mühendis ve mimarlardan kurulu bir ekip, üst örtünün inşasına başlamadan önce, ETFE’nin çim gelişimine etkilerini anlamak üzere, 2 yıldan fazla süren titiz çalışmalar gerçekleştirdiler. Gözlemler sonucu, üstü ETFE kaplı bir çim sahanın, Dunedin’de yer alan üstü açık herhangi bir stadyuma göre, çim gelişimi için daha iyi bir ortam yarattığı anlaşılmış. Yeni çatının, güneş ışınlarının geçişine izin verdiği gibi yağmur, kar veya dolu vb. yağış biçimlerine kapalı formuyla, özellikle oyun sırasında drenajdan kaynaklanacak çim sorunlarını ortadan kaldırdığı ve çim bakımını kolaylaştırdığı gözlemler sonucu ortaya koyulmuştur. Tüm bunlara ek olarak, stadyumun kesiti de, güneş ışınlarının yeşil sahaya ulaşımını ve doğal havalandırmayı kolaylaştıracak bir biçimde tasarlanmış; bu şekilde mimari sadece malzeme boyutuyla değil, aynı zamanda form olarak da futbolun ruhunun canlı kalmasına katkı sağladı.1

Gerek Allianz Arena, gerek Forsyth Barr Stadyumu, ETFE’nin üst örtü olarak yenilikçi kullanımı ve çim gelişimindeki başarısını net bir biçimde ortaya koydu; dünya üzerinde inşa edilecek yeni örneklerin ve yeni deneyimlerin önünü açtı. Nitekim İstanbul’da halen inşası devam eden Vodafone Arena, ETFE kullanımıyla ön plana çıkan, yenilikçi ve çevresel sürdürülebilirliğe katkı veren niteliklere sahip yeni örneklerden birisidir.

ETFE dışında kullanılan bir diğer üst örtü malzemesiyse, yine bir termoplastik türü olan, çok duvarlı / oluklu polikarbon levhadır. Oluklu polikarbon levha teknolojisi, ETFE’ye göre daha uzun bir geçmişe sahip ve ilk olarak 1979 yılında Split Stadyumu’nda uygulandı2 Polikarbon levhalar, yakın kızıl altı radyasyonu engelleyip spor yapısının fazla ısınmasının önüne geçerken; doğal ışığın sahaya ulaşmasını da sağlıyor. Bu levhaların kullanıldığı stadyumlar arasında ilk akla gelen Amsterdam Arena’dır. Gerek meşhur futbol kulübü Ajax’a ev sahipliği yapması gerekse Avrupa’da hareketli üst örtüye sahip ilk kapalı stadyum olması nedeniyle inşa edildiği 1996 yılında büyük ses getirdi. 1996 yılından sonra oluklu polikarbon levhaların kullanıldığı bu tip uygulamaların sayısı hızla arttı.

Örtü malzemeleri dışında, futbol sahalarının doğallığını korumak için teknolojinin geliştirdiği bir başka ürünse doğal çimin sentetik liflerle birleşiminden meydana gelen hibrit çimdir. Güçlendirilmiş doğal çim olarak da adlandırılabilecek bu yöntem sayesinde doğal çimdeki oyun konforu sürdürülürken karşılaşmalar sonrası çimlerdeki yıpranma azalıyor; yıpranan yüzeylerin yenilenmesi de daha kolay oluyor.

Yapay ışık sistemlerinin kullanımında, tüm ışık tipleri eşdeğer sonuçlar vermiyor. En basit anlatımla akkor ışık kaynakları çimin olgunlaşması için gerekli sıcak renkleri yayarken akkor olmayan ışık kaynakları, yaprak gelişimi ve kalınlaşmasını teşvik ediyor. Bu nedenle, bu kaynakların birlikte kullanımı, çimin gelişimi açısından en iyi sonucu verecektir. Işık yayan diyotlar, ya da yaygın ismiyle LED ışık kaynakları, sahip oldukları geniş spektrumdaki renk çeşitliliğiyle farklı renkte ışıkların birlikte kullanımı adına iyi bir seçenektir. Yapay ışık sistemleriyle ilişkili bir diğer etmense çimin gelişiminde büyük önemi olan sıcaklıktır. Kullanılan çim türünün yetiştirilmesi için gerekli olan ortam sıcaklığının doğal yollarla sağlanamadığı durumlarda, akkor ışık kaynaklarından yararlanılması söz konusudur ve yapay ışık kaynakları bu amaçla da kullanılır.

ETFE, çok duvarlı polikarbon levhalar, hibrit çim ve yapay ışık uygulamaları… Hepsi futbolun doğallığını korumak için teknolojinin insanlığa sunduğu hizmetler. Bu hizmetler sayesinde, üstü kapalı stadyumlarda, iklim koşullarından etkilenmeden konfor içinde futbol maçlarının izlenebileceği doğal çim kaplı yeşil saha futbol oynamaya hazırdır. Başlama düdüğü ile birlikte, çimlerin topla dansı ya da bir başka ifadeyle "çimen sanatı"3 icra edilmeye başlayabilir. Şimdi sıra futbolcularda… Hadi artık, Tanrı aşkına güzel futbol!4


NOTLAR
1 Forsyth Borr Stadyumu

2 Michael van Acht, “Glazing the roof”, Football Business, Summer 2007, pp.64-64

3 İslam Çupi, “Ayaklı Ameliyat”, Milliyet, 04 Aralık 1989

4 Eduardo Galeano, Soccer in Sun and Shadow, Nation Books, 2013

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: