Kent İçi Zanaat Bölgeleri ve Tasarım Eğitimi

ASLI KIYAK İNGİN

İstanbul kent merkezinde yer alan zanaat mahalleleri izlenmekte olan tahliye politikalarının aksine sahip oldukları kültürel, sosyal, ekonomik, pedagojik, yaratıcı değerlerlerle yeniden ele alınması ve güncel politika ve sistemlerle ilişkilendirilmesi gereken bölgelerdir. Bu düşünceyle hareket eden Made in Şişhane projesi 8 yıldır bir dizi farklı eylemi gerçekleştiriyor; böylelikle olasılıkları çoğaltmayı, yeni önermeleri ve denemeleri aktive ederek bölgenin sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Zanaat ağının eğitim ve akademi ile ilişkilendirilmesi de bu hedeflerden biri. Bu kapsamda yapılan çalışmalar kentsel ölçekte araştırma, bilgi ve çözüm üretme şeklinde olabildiği gibi direkt zanaat ağı, üretim ve süreçlerle etkileşime girilerek de gerçekleştirilmekte. Yazıda tasarım eğitimi ve zanaat temelli üretim arasında kurulmaya çalışılan ilişki aktarılacak. İstanbul’daki zanaat mahalleleri sahip oldukları yerel üretim bilgisi, kabiliyeti, esnek ve açık üretim süreçleriyle bugüne ve geleceğe ait tasarım-üretim ilişkisini ve imkanlarını bünyesinde barındırır.

More than design, made in şişhane
"More than design"
"More than design" çalışma sonrası
"More than design"
"More than design" kafeterya

İstanbul’a has bir tasarım-üretim kimliğinden bahsedebiliyorsak bunda küçük üretim bölgeleriyle tasarımcıların kurmuş olduğu ilişkinin önemli bir payı vardır. Bu bölgelerle çalışan tasarımcılar kendi projelerinde özgün çözümler üretme, kendi koleksiyonlarını oluşturma ve ihtiyaca göre pratik, hızlı ve yaratıcı çözümler üretme fırsatı elde eder. Bu ilişki çoğunlukla tasarım ofisinin ya da tasarımcının bireysel üretim yapma ihtiyacı noktasında kurulmaya başlar. Peki, bu karşılaşmayı daha öncesine öğrencilik yıllarına taşımak mümkün mü? Bu tür bir karşılaşmanın tasarımcı adaylarına, tasarım süreçlerine ve yöntemlerine katacağı neler olabilir?

Bu noktada zanaat eksenli üretimin hangi özellikleriyle eğitime katkı sağlayabileceğine değinmek, hatta biraz daha ileri gidip zanaatkarlık sisteminde usta-çırak ilişkisine ve eğitimine bakmak tasarım eğitimi için de önemli ipuçları verecektir. “Usta bunu ben yapayım mı?” Zanaatkarlık sistemindeki usta çırak eğitiminin özelliklerini araştıran ve bunu usta ve çıraklarla yapılan görüşmeler neticesinde haritalandıran bir video-animasyon çalışması1. Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi “Hayallerden Gerçekler, Eğitim Üzerine Projeksiyonlar” sergisi kapsamında üretilen bu çalışma usta-çırak eğitim sisteminin belli başlı adımlarını ortaya koymaya çalışıyor. “Yaparken öğrenmek; denemeler yapmak; yapmaya çalışmak; bozup tekrar yapmak, neden olmadığını görmek, el yaparken beynin de fikir üretmesi; hissetmek, göz, el, dokunma; neden, niçin diye kendi kendine sormak; üretimin içinde olmak; bütün halinde öğrenmek; keyif almak” yapılan görüşmelerden çıkan bazı başlıklar. Çalışmada sadece usta çırak eğitiminin nasıl yapılandığı gösterilmiyor, aynı zamanda güncel eğitime katabilecekleri açısından da tekrar bakılması gereken bir sistem olduğuna işaret ediliyor.

Zanaat ağı, farklı ve benzer konuda üretim ve satış yapan birçok aktörü ve bunlar arasındaki çok yönlü ilişkileri içerisinde barındırır. Aynı zamanda son kullanıcı, mimar, tasarımcı, sanatçı gibi üretim dışı aktörlerin de bu sürece katılmasına açık bir yapısı vardır. Tasarımcının da bir aktör olarak eklemlendiği bu sistemde üretim ve tasarım ilişkisinde hiyerarşik olmayan karşılıklı diyaloga ve etkileşime açık bir süreç hakimdir. Bu üretim süreci sadece profesyonel tasarımcılar için değil, tasarım eğitimi için de yaratıcı ve yenilik içeren bir sistem olarak değerlendirilebilir. Zanaat atölyeleri, o atölyedeki ve ustanın yerel üretim ve malzeme bilgisini, müşteriyle ve diğer tasarımcılarla kurulan ilişkiyi görme imkanı veriyor; içinde bir çok alet, makine, malzeme, yarı mamul, kalıp ve bitmiş ürünün yer aldığı atölye ortamında çalışma, nasıl kullanıldığını ve bir malzemenin nasıl işlendiğini, ürüne dönüştüğünü görme, deneyimleme imkanı sağlıyor. Tasarladığını yapma, yaparken düşünme ve tekrar yapmak bu sistemin belli başlı adımlarından. Atölyenin dışa kapalı olmayan açık yapısı bilgi ve deneyimin paylaşılabilmesine imkan tanıyor. Bu tür bir bölgede, mahallede olmak, çalışmak, sadece atölye içinde değil, atölyenin ilişkide olduğu diğer atölye ve esnaflarla tanışılmasını, bilgi ve deneyim alışverişinde bulunulmasını, sosyo-kültürel ilişkilerin de bir parçası olunmasını sağlıyor. Bu deneyim, okul sonrası-hayat boyu tasarımcının kullanabileceği alternatif bir tasarım alanı yaratıyor.

Malzeme günlüğü sergi afişi
Malzeme günlüğü blog arşivi
Zanaatkar, Özgür Atlağan
"Usta bunu ben yapayım mı?"

1.İstanbul Tasarım Bienali, atölye programları kapsamında gerçekleştirilen “More than Design” atölyesi2 bu türden yeni bir deneyimi gerçekleştirdi. 30’u aşkın Türk ve Alman tasarım öğrencisi ve 6 Alman profesyonel tasarımcı, Made in Şişhane projesi rehberliğinde Şişhane-Galata bölgesini kısa süreli bir akademiye çevirdi. Her grupta profesyonel bir tasarımcının olduğu ekipler bölgede seçilen ve izni alınan ilkokul, cafe, çay ocağı, pasaj, apartman avlusu gibi kamusal ve yarı kamusal mekanlar için ürün tasarımı ve üretimi yaptı. 4-5 gün gibi kısa sürede ekipler ilk defa birlikte ve atölyelerle çalıştı. Bu tür bir yoğunlaştırma, bildik tasarım süreçlerinin dışına çıkılmasına, aracısız, kolektif tasarım süreçlerinin devreye girmesine imkan verirken bir yandan da zanaat ağının, ustanın deneyimi ve pratik bilgisinin de tasarım sürecine katılmasını sağladı. Küçük üretim ve zanaat bölgelerindeki kümelenme, yürüme mesafesindeki yakınlık, birlikte çalışma geleneği, pratik ve hızlı üretim, deneme ve malzeme bulma imkanı süreçleri hızlandırmaktadır. Ve tasarım- üretim süreçleri arasındaki hiyerarşinin kalkması ve birlikte ilerlemesi yeni bir tasarım deneyimine işaret eder.

Çalışma alanı olarak seçilen Şişhane-Galata bölgesi metal, sıvama, ahşap, ahşap torna, akrilik, reklam, pantograf, abajur, avize, tel gibi çok çeşitli zanaat atölyesini içerir. Perşembe Pazarı ve Karaköy’e olan yakınlık bu olanakları arttırmakta yarı mamul, ham malzeme, elektrik, elektronik, hırdavat ve yapı malzemelerine ulaşımı kolaylaştırmaktadır. Bölgedeki atölyeler ve ustalar çoğunlukla diyaloga ve birlikte çalışmaya açık bir yapıdadır. Şişhane’deki zanaat atölyelerinde bir yandan geleneksel üretim devam ederken bir yandan da tasarımcı ve mimarlarla çalışma ve yenilikçi ürünler üretme deneyimi ve kültürü gelişmektedir ve bu yönü ile de ara bir model olma özelliği taşır.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nün tasarım eğitiminde izlediği yenilikçi bakış açısıyla uygulamaya giren ve Made in Şişhane projesi kapsamında önerilen ve Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü 2. Sınıf proje dersi kapsamında yürütülen “Malzeme Günlüğü (The Material Diary)” projesi3 bölgedeki atölyelerin ve zanaat eksenli üretimin formel tasarım eğitimi ile ilişkilendirilmesini kapsıyor. Proje kapsamında stüdyo mekanı Şişhane ve Galata Bölgesi’ndeki atölyelere taşınarak, öğrencilerin farklı tipteki atölyelerde çırak olarak süreci içerden deneyimlemesi, gözlemlemesi ve bu deneyimi ve edindikleri yerel malzeme ve üretim bilgisini, blog, defter, film, sergileme ünitesi/enstalasyon tasarımı ve üretimi gibi çeşitli medyumlarla aktarması istenmiştir. Artan atölye ve öğrenci sayısı ile “Zanaatkar Günlüğü (The Craftsman Diary)” adıyla bu sene de tekrarlan model, edinilen deneyimlerle, öğrencilerin, ustaların, ders hocalarının katkısıyla ve bölüm içinde değerlendirilerek geliştirilerek devam ediyor4. Öğrenciler, günlük hayattaki zanaat ve tasarım süreçlerinin doğrudan bir parçası-aktörü haline geldikleri bu süreçte hem tasarım ve üretim süreçleri ile ilgili eş zamanlı, etkileşimli ve İstanbul’a özgü bir modeli deneyimliyor hem de bulundukları bölge ve atölyenin sosyal ve kültürel özellikleri ile tanışarak, karşılaşarak mahalle, esnaf ve zanaat kültürü ile etkileşime giriyorlar. Bu çalışma, akademinin yeni olasılıkları deneyen, araştıran, ortaya koyan bir yer-ortam-katalizör olarak devreye girmesi açısından da önemli bir örnek oluşturmaktadır.

Deneyerek, yaparak tasarlamayı ve üretmeyi içeren bu sistem tasarım süreçlerine farklı bir yaklaşımı içeriyor. Bu süreçte ustalar ve atölyeler de atölye içinde bir eğitmen rolü üstleniyor, kendi deneyim ve bilgilerini öğrencilere aktarıyorlar. Kendi bilgi ve zanaatkarlıklarına verilen önemi görmek, tasarım öğrencileriyle çalışmak, akademinin dolaylı da olsa bir parçası olmak ustalar içinde ayrı bir deneyim yaratıyor. Çıraklık sisteminin gittikçe azaldığı günümüzde bu türden yeni tanımlanacak bir usta-çırak ilişkisi /tasarım öğrencisi-usta-atölye birlikteliği sunduğu potansiyeller ile yeni bir çıraklık sistemini devreye sokabilir. Kent içi zanaat bölgeleri, tasarım ve sanat eğitimi veren üniversiteler için aslında önemli bir bileşen konumunda. Stüdyonun kente taşınması, zanaat atölyelerinin eğitime eklemlenmesi, öğrencilerin kentteki yerel üretim süreçleriyle birebir ilişkiye girmesi, farklı bir tasarım sürecinin deneyimlenmesi bu modelin en heyecan verici adımları.

NOTLAR:
1 Usta bunu ben yapayım mı?” video-animasyon. Aslı Kıyak İngin, Sevgi Ortaç tarafından Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi “Hayallerden Gerçekler” Eğitim üzerine projeksiyonlar sergisi kapsamında yapıldı ve sergilenmektedir.
2 More Than Design Atölyesi, 1. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında Made in Şişhane ve Design Quartier Ehrenfeld ortaklığında gerçekleştirildi. Direktörler: Aslı Kıyak İngin, Sabine Voggenreiter; Grup Liderleri/Tasarımcılar:Ulrich Exner, Pierre Kracht, Joerg Mennickheim, Nicole Suess, Katharina Pawlik, Felix Stark
3 Material Diary, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü 2. Sınıf Proje Dersi, 2013 Bahar Dönemi. Made in Şişhane Projesi kapsamında önerilen projenin atölye yürütücüleri: Aslı Kıyak İngin, Meriç Kara, Asistan: Özgür Atlagan
4 The Craftsman, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü 2. Sınıf Proje Dersi, 2014 Bahar Dönemi, Atölye Yürütücüleri: Aslı Kıyak İngin, Ulaş Erdoğan, Ayşenaz Toker, Özgür Atlagan.

Etiketler: